21 Aylık Çocuğunuzla Yapılabilecek 21 Eğlenceli Aktivite

Çocuklarla oyun oynamayı seviyorum. Keşke daha çok vaktim olsa, daha çok oynasam, bütün gün oynasam. Ne oynuyoruz, ne oynasak, kimler neler oynuyor derken bir liste çıktı bile. Buyurun, 2 yaşına yaklaşan çocuğunuzla yapılabilecek eğlenceli ve eğitici aktiviteler.

1. Hamur oynamak. Hala hamuru yeme olasılıkları var, o yüzden beraber oynayın. Siz delikler açın, o hamurla doldursun. Bunu yeni bulduk, eğlenceli.

barıs hamur

2. Su oyunları: Keşke mevsim yaz olsa diyecek durumdayız. Suyla oynamaya bayılıyor Sava. Birkaç bardak yetiyor onu oyalamaya. Doldur-Boşalt

3. Doğada keşif yapıp yaprak, dal, dökülen çiçek yaprakları toplayıp evde bunlarla resim yapmak.

4. Pipo temizleyicisinden (şönil) çöp adam yapmak.

images-4

5. Pipo temizleyicisine boncuk, makarna, sünger geçirerek kolye yapmak.

6. Renkli pipetleri delikli kutulara sokmaya çalışmak. Pringles kutusunun kapağını pipet geçecek şekilde birkaç yerinden delerek basit ama oyalayıcı ve faydalı bir oyuncak yaratabilirsiniz.

7. Pipetleri hamurla beraber kullanarak yaratıcılığınızı zorlayabilirsiniz. En basiti, pipete hamur toplarını dizmek.

8. Tuvalet kağıdı rulolarına top dizmek. Dik haldeki tuvalet kağıdı rulolarının üstüne çeşitli büyüklüklerdeki topları dizerek eğlenebilirsiniz. En çok da düşünce eğleniyorlar.

9. Posta kutusuna mektup atma oyunu. Bir kutuya kart genişliğinde kesik yapıp içine kartları birer birer atarak bu oyunu oynayabilirsiniz. Kartları evin değişik yerlerine saklayarak oyunu daha heyecanlı hale getirebilirsiniz. Attığınız kartların özelliklerine göre de oyun çeşitlenebilir.

barıs kartlar

10. Saklambaç.

11. Anne ya da babanın dizinin üstünde atla bir yolculuğa çıkmak. Burada bir hikayeyle çocuğunuzu bir yolculuğa çıkarırsanız ve yolculuk at üstünde gidiyormuş gibi bacaklarınızın üstünde zıplatarak olursa çok keyifli oluyor. Bu sırada istediğiniz öğretici bilgiyi ekleyebilirsiniz hikayenin içine. Ben bu sıralar at yavaş gidiyor, birden hızlandı diyerek ve ona göre dizimde zıplatarak zıt kavramları öğretiyorum. Arada bir çukura düşünce de kahkahalar atıyor.

12. Stickerla resim yapma. Resmi yapıyorsunuz ve bazı yerlerine sticker yapıştıracak şekilde yuvarlaklar çiziyorsunuz. Ufaklık da elindeki stickerları yuvarlakların içine yapıştırarak resmi tamamlıyor. Sticker seçimi ve yapacağınız resim sizin hayal gücünüze kalmış…

13. Özgürce boyama. Ikea’dan alabileceğiniz rulo kağıdı yere serip bütün boyaları koyarak çocuğunuzun özgürce resim yapmasını sağlayabilirsiniz. İster fırça kullansın, ister baskı, ister parmakları…

tb boya

14. Banyoda pinpon topunu suya batırma. Banyoda oynayabilecek çok oyun var ama bu en basit ve eğlenceli olanı. Pinpon topunu suya batırıp zıplamasını izlemek.

15. Puzzle yapmak.

16. Ev işleri. Bunları daha önce yazmıştım, şurada.

17. Kitap okumak. Bunu sorular sorarak daha eğlenceli ve etkin hale getirebilirsiniz. Köpek nerede? Köpek nasıl ses çıkarır?

18. Peluş oyuncaklar. Yumuşak oyuncakların çocukların duygusal yönünün gelişiminde rolü çok büyük. Bu oyuncaklarla gündelik rutininizi tekrarlayabilirsiniz. Şimdi yüzünü yıkadık, masaya otursun, yemek yedirelim. Şimdi bezini değiştirelim, uyusun, banyo yapsın… gibi.

19. Müzik aletleriyle zaman geçirmek. Perküsyon, marakas, gitar, flüt… artık ne varsa evde…

20. Değişik şapkalar takarak farklı duygu durumlarını ve karakterleri canlandırmak. Mutlu, üzgün, kızgın, komik, şaşkın. Ayna karşısında beraber yaparsanız çok eğleneceğinizi garanti ediyorum.

21. Serbest oyun. Bu en önemlisi. Çocuğunuz bir oyun başlattıysa ona dahil olup, hiçbir yönlendirme yapmadan oyunu onun yönetmesine izin vermek, ona eşlik etmek hem size hem de ona iyi gelecek. Kendine güveni ve yaratıcılığının artması için, özellikle yapamadığı şeyler yüzünden sıkça hayal kırıklığı yaşadığı iki yaş döneminde serbest oyun önemli.

Reklamlar

Çocuğum Kekeliyor Mu?

Geçen yıl Google’da bu başlığı yazıp cevap arıyordum. Çünkü Tuna’da sadece benim fark ettiğim bir hece tekrarlama durumu vardı. Okuduğum yazılardan şöyle çıkarımlar yapmıştım.

-Konuşmadaki bu problem altı ayı geçtiyse bir uzmanla görüşün.

-Yeni kardeşi olan çocuklarda görülebilir.

-Psikolojik sebepleri vardır.

-Kalıcı kekemelik belirtileri bu yaşta başlayabilir.

iki-dil-konusan-cocuklarİyiden iyiye Tuna’nın kardeşi olduğu için çok dertli olduğunu, içine attığını filan düşünmeye başlamıştım. Halbuki hiç öyle bir şey hissetmiyordum. Aralarındaki iletişim de çok iyiydi. “Ama demek çok içine atıyormuş, tüh,” şeklinde bana ait olmayan bir ses eşlik ediyordu bu hislere. Sonunda bu işin internetten okuduklarımla çözülmeyeceğini fark edip bir uzmanla, yani konuşma terapisti dediğimiz kişiyle görüşmeye karar verdim. Hayatımın en önemli kararlarından biriymiş, bilmiyordum.

Konuşma terapisti, daha doğrusu terapist dediğimizde bu işe dünya kadar zaman ve para harcayacağımızı düşünerek çekimser davranıyoruz genelde. Bende böyle bir önyargı vardı en azından. Doktorumuzla görüşmemiz bittiğinde ne kadar yanıldığımı anladım. Konuşma terapistimiz 1 (yanlış okumadınız, bir) görüşmede Tuna’nın konuşma problemini çözdü. Sihirli değnek mi? Neredeyse. Çünkü benim kekemelikle ilgili bildiklerimin ne kadar yanlış olduğunu göstermiş oldu (Aynı zamanda internetin de bu konuda ne kadar yetersiz ve yanıltıcı olduğunu).

Kekemelik ya da diğer konuşma problemleri fiziksel bir gelişim farklılığıyla başlıyor, zamanla dış etkenler işin içine girdikçe psikolojik bir hale geliyormuş. Biz henüz başlangıç seviyesinde olduğumuzdan, doktorumuz bu durumu “Konuşmasındaki zorlanmayı kimler fark ediyor?” sorusuyla derecelendirdi, işimiz kolaydı.

Gelişim farklılığı kısmını biraz açmak isterim. Mesela Tuna’daki durum beynin, konuşmayı sağlayan kaslardan daha hızlı gelişmiş olması ve kafasında kurduklarının henüz cümlelere dönüşmek için yeterli altyapıyla karşılanmamasıydı.

Nasıl bir yol izledik? Doktorumuz bize 3 ay süre verdi. Bu sürede Tuna’ya arka arkaya sorular sormayacaktık. Evdeki yaşantıyı biraz yavaşlatacaktık. Tuna konuşurken onun gözlerinin içine bakıp, cümlesini bitirene kadar göz temasını kesmeyecektik. Tuna’nın cümlelerini biz tamamlamayacaktık. Takıldığında herhangi bir tepki vermeyecek, yokmuş gibi davranacaktık. Dedim ya, henüz bu sorunu başında yakaladığımız için şanslıydık. Tuna’nın kendine güveninde herhangi bir örselenme oluşmamıştı.

Çocuklar konuşmaya çalışırken eğer biz onların lafını tamamlamaya kalkarsak ne oluyor peki?

-Beyin ve konuşma kasları arasındaki bu iletim anına sekte vurmuş oluyoruz.

-İyi konuşamadığı mesajını vermiş oluyoruz.

-Konuşmasıyla ilgili güvensizlik oluşturmasına sebep oluyoruz.

Halbuki onlar kafasında kurduğu cümleyi dile getimeye çalışırken tıpkı adım atmaya çalışan bir bebek gibiler. Bazen sendeliyorlar, bazen düşüyorlar. Çok müdahale edersek geç yürüyebiliyorlar.

Biz doktorumuzun dediklerini yaptık, 2. ayda hece tekrarları çok azalmıştı ve 3. ayda tamamen kayboldu. Ama hala bazı cümlelerde durup, düşünüp öyle devam edebiliyordu. Şimdi aradan epey zaman geçti ve görüyorum ki Tuna uzun cümlelerle konuşmayı seviyor. Aslında hep bu cümlelere ulaşmak için çabalıyormuş. “Anne, bugün okulda fazla oyuncak almanın iyi olmadığını öğrendim ve aslında paramızı boşa harcıyor olabiliriz ve tutumluluk yapmıyor olabiliriz diye düşündüm.”

Eğer siz de çocuğunuzun konuşmasında problem olduğunu düşünüyorsanız mutlaka uzmanına gidin. Bu yazıyı kekemelik sorununa çözüm olması için değil, bu durumda doğru bilgilere ulaşmanın zor olabileceğini belirtmek için yazdım.

İki Yaş Sendromu’yla Baş Etmenin Yolları

Geçen gün Sava, elinden makası aldım diye kendini masanın altına attı ve ellerini yere vurarak ağlamaya başladı. Yanına kim yanaşsa ağlama şiddeti daha da arttı. Gülsem mi ağlasam mı bilemeden sessizce bekledim. Sonra sakinleşti ve konuyu tamamen unutup hayatına devam etti. Bu neydi şimdi dedim ve aklıma Sava’nın iki yaş sendromunun başlamış olabileceği geldi. Tuna’da çok hafif atlattığımız bu dönem, elbette istekleri konusunda daha sabırsız ve öfkeli olan Sava için daha şiddetli geçecekti. Ama bu kadar erken mi? Peki ben hazır mıyım? Evet bu yazıyı yazdıktan sonra hazırım. Sanırım.
Boy-Tantrum
İki Yaş Sendromu
18 ay civarı başlayıp, 36, 42 aylara kadar devam edebilen bir dönem.
Her çocukta farklı boyutlarda kendini gösterir.
Çocuk bencil ve duyarsızdır. Kendinden başka kimseyi dinlemez, önem vermez.
Her şeyi yapabileceğini düşünür ve yapamadığında baş edemediği bir hayal kırıklığı yaşar.
İnat eder ve neden-sonuç ilişkisi kuramaz.
Duygularını kontrol etmeyi bilmez, kendine ve başkalarına zarar verebilir.
Öfke Nöbeti Anında Neler Yapmalı?
Evdeyken öfke nöbetine girdiğinde; sakin olun, duygularınızı kontrol altında tutun. Gülmeyin. Mümkün olduğunca göz teması kurmadan onu görmezden gelmeye çalışın. Ama kendine zarar vermediğinden de emin olun.
Dışarıdayken öfke nöbetine girerse; onu alıp sakin bir yere götürün. Tuvalet veya araba gibi. Öfke nöbeti geçene kadar ona sarılın. Öfkelenmesine sebep olan şey eğer istediği bir şeyin alınmamasıysa, sakın istediğini almayın. Bu şekilde davranarak isteklerini dile getirmenin uygun olmadığını öğrenmeli.
w11
Öfke Nöbetlerini Önlemek veya Azaltmak İçin Neler Yapmalı?
Öfke nöbetleri sırasında ne yapacağımız önemli, ama bu nöbetlerin sayısını azaltmakla ilgili yapılabilecekler benim daha çok ilgimi çekiyor. Bu şekilde bir krize girmeden nasıl önlemler alsak da böylesi gergin ve sizi çocuğunuza yabancılaştıran bir olaydan kaçınabilsek?
Öfke nöbetleri genelde çocuk yorgun, aç, aşırı uyarılmış veya sıkılmışken meydana geliyor. Çocuğun rutinini mümkün olduğunca bu yukarıdakilere yer vermeyecek şekilde düzenlemek gerek. Aç ve yorgun kısmını düzenlemek her zaman elimizde olmuyor. Zaten iki yaş sendromu, bu çocukların yemeğe ve uykuya da direndikleri bir dönem. Bu konulardaki tutumumuz da öfke nöbetlerine neden olabiliyor. Bu yüzden temel ihtiyaçlarıyla ilgili onunla tartışmaya girmeyin. Yemiyorsa yemesin. Uyumuyorsa uyumasın. Ama aç ve yorgun da olmasın. O zaman aç kalmaması için sağlıklı atıştırmalara, uyku için de sakin oyunlara, minder üstüne yatırıp beraber şarkı söylemeye, arabayla gezintiye çıkmaya yönelip, bu durumları biraz olsun yönetebilirsiniz.
Ona doğru ve yanlış kavramını öğretmek önemli. Fakat bir o kadar önemli başka bir konu daha var. O da çocuğunuzu kendi hayatıyla ilgili tercih hakkı. Zaten kendini ispat için her fırsatı kullandığı bu dönemde sizin için sorun olmayacak durumlarda tercihi onun yapmasına izin vermelisiniz. Böylece kendi istediklerini yapabildiği bir çok durum olduğunda arada birkaç şeye hayır demeniz onu çok fazla yıpratmayacaktır. Neleri onun tercihine bırakabilirim diye düşününce oldukça fazla olduğunu fark ettim. Sadece bu soruyu ona sormalıyız. Ve tercih edeceği şeyin sayısını iki ile sınırlı tutmalıyız. İki seçenekten fazlasını anlamıyorlar. Mesela,
Elma mı istersin, muz mu?
Makarna mı istersin, pilav mı?
Kuru üzüm mü, kuru kayısı mı?
Su mu istersin, ayran mı?
Kırmızı pantolonu mu giyersin, mavi mi?
Ayıcıklı pijamanı mı giyersin, köpekli mi?
Kareli çarşafı mı serelim, mavi olanı mı?
Kırmızı arabayı mı alırsın, yeşil olanı mı?
Resim mi yapalım, puzzle mı?
??????????????????????????????????????????????????
Fark ettiyseniz soruların cevabı benim için aynı yola çıkıyor. Bu yüzden onun karar vermesinde bence hiçbir sorun yok. Aslında belki çoğu zaman onlar karar veriyor buna ama sizin sorunuz olmadan bu kararı kendileri verdiklerinin farkında olmayabiliyorlar. Birçok şeyin onların istediği gibi olduğunu anlamaları için bu soruları duymaya ihtiyaçları var.
Her Sendromun Bir Ödülü Var…
barış balon
Çok kötü, çok zor, yandınız şeklinde anlatılan ve ebeveynlerin gözünü korkutan bu dönem aynı zamanda çocuğunuzun bağımsızlığını geliştirebileceği önemli bir dönem. Ona bu yolda destek olmak, duygularıyla baş edebilmesini öğretmek için elimizden geleni yapmamız gerekiyor. İki yaş sendromunu doğru yaklaşımla atlatan çocuklar sağlıklı birey olma yolunda ilk adımlarını atıyorlar. Belki de ebeveynlerin korkması gereken asıl gerçek bu.
Şu sitelere teşekkür ederim.
www. babycenter.com

Üç Günde Tuvalet Eğitimi

Uyarı: Bu yazı çok sayıda “kaka”, “çiş”, “tuvalet”, “lazımlık” gibi kelimeler içermektedir!!!

Tuna 30 aylıktı bez bağlamayı bıraktığında. 6 ay ile 9 ay arasında Bezsiz Bebek yöntemini denemiş, Tuna erkenden yürüyünce ve tuvalete gitmeyi reddedince üstelemeden bırakmıştık. Ondan sonra da bezi bırakacağına dair hiçbir sinyal vermedi. Sabah bezi kuru kalkması dışında. Sava’ya hamile kaldıktan sonra Tuna’nın okuldaki pedagogu ile konuştuk, yeni bebek gelmeden bu işi halletmeniz iyi olur demişti. O dönemde bolca araştırma yapıp, bu işi hızlıca çözmeye karar vermiştim. Ne de olsa artık çişini tutabiliyordu. Bana soranlar oluyor, Tuna bezi ne zaman bıraktı, nasıl bıraktı, diye. Oldukça kolay oldu. Julie Fellom‘un yönteminden ilham alarak izlediğim yolu kısaca anlatacağım, ama her çocukta işe yarayacağının garantisini vermiyorum.

1.”Artık bez bağlamıyoruz çocuğum!”

potty-training-tips

Çocuğun sakin bir anında, sizi dinlediğine emin olduğunuzda, kısa cümlelerle durumu ona açıklayın. “Bundan böyle çişler ve kakalar tuvalete gidecek.”

2.Her odaya bir lazımlık lazım!

76107113236c

Evin en çok kullandığınız odalarına lazımlık yerleştirin. Bana iki lazımlık yetmişti.

3.İki-üç gününüzü sadece bu işe ayırın.

bee

Bu dönemde misafir kabul etmeyin. Gezmelere gitmeyin. Moralinizi yüksek tutun ve gülümseyin.

4.Gözüm üzerinde.

potty-training-tips-advice-cupofjo-thomas-tank-engine-underwear-

Çocuğunuzun tuvalete gideceği zamanları tahmin edin. Bu genelde yemekten yirmi dakika sonra, yeni uyandığında, dışarı çıkmadan önce ve eve gelince oluyor. İşte bu sihirli anda ona tuvalete gitmeyi teklif edin. Kabul etmezse onu izleyin ve iş üstünde olduğu an yakalayıp tuvalete veya lazımlığa oturtun.

5.Hep beraber çiş yapıyoruz.

6655182661_40d750f606_z

Eğitim süresince bol bol sıvı tüketin ve tuvalete beraber gidin. Sizin tuvaleti kullandığınızı, sonrasında elinizi yıkadığınızı izlesin. Bunu ne kadar çok görürse, o kadar pekişecektir.

6.Aferin.

aferin_aferin_delikanli_gozume_girdin_yigit_ozgur

Tuvalete veya lazımlığa yaptığında davranışı övgüyle ödüllendirin. (Geçen haftaki yazıyı hatırlayın, çocuğunuzu değil, davranışını övün!)

7. A-aaa.

mothers6

Kazalara tepkisiz kalmayın. Çocuğunuz kaçırdığında bunun istenmeyen bir durum olduğunu anlamasını sağlayın. Fakat asla ona bağırmayın veya kızmayın. Sakin bir ses tonuyla “Çişimizi / kakamızı tuvalete yapıyoruz,” demeniz bile yeterli. Sonra da beraber temizleyin.

8.Uyku.

uyku tuna

Uyurken çiş yapmadığından eminseniz bez bağlamayın. Eğer yapıyorsa birkaç hafta uyurken bez bağlamaya devam edebilirsiniz. Tuna uyurken hiç çiş yapmıyordu. İlk günden gece bez bağlamayı da bıraktık. Hiç kaza olmadı.

9.Aramızda sır.

istock_000004207051xsmall

Çocuğunuzun yanında kimseye kazalardan, kaçırmalardan bahsetmeyin. Artık bezi bıraktığından bahsedebilirsiniz.

İşte bitti. Bu kadar kolay mı gerçekten? Evet bizde bu kadar kolay oldu. Bezi çıkardık ve bir daha takmadık. Bir haftanın sonunda gece ve  gündüz artık hiç kaçırmıyordu. Ama bu iş bıçakla keser gibi bir seferde bitmiyor. Bazı haftalar, özellikle ben ona sorup hatırlatmadığımda kaçırdığı oluyordu. Fakat bu kaçırmalar sayesinde iyice pekişti alışkanlığı. Çünkü kaçırdığı zaman bacaklarına inen ıslaklık pek hoşa gidecek bir his değildi.

Son ve de 10.Yaşadık ve Öğrendik.

potty-training-accident

Hiçbir zaman çocuğunuzun bezi ne kadar kolay bıraktığıyla ilgili böbürlenmeyin. Tecrübeyle sabittir. Ne zaman “Çok kolay oldu, bir haftada hallettik, artık hiç kaçırmıyor,” desem mutlaka ve mutlaka kaçırdı. Bu yazıyı bu kadar geç yazıyor olamı da bu sebebe bağlıyor ve hala bu gece acaba bir kaza olur mu diye korkuyorum.

Not: Yazıdaki görsellerin çoğunluğu bana ait değildir. Bir kısmı link verilerek, bir kısmı ise ikinci elden kullanılmıştır.