19 Aylık Çocuğunuzun Yapabileceği 10 Ev İşi

İş mi istiyorsun? Al sana iş.

Geçen haftaki yazımdan da anlamışsınızdır, Sava evdeki bütün işlere dahil olmak, hatta mümkünse kendi yapmak istiyor. Bu beni çoğu zaman yıpratıyor, onunla ters düşmeme sebep oluyor. Sonuçta ben ona, o bana engel oluyoruz ve sorun giderek büyüyor. Buna bir dur demek lazım, ya da tam tersi, dur dememek. Madem ev işlerine dahil olmak istiyor, ki bunun ilk sebebi meraksa ikinci ve belki de daha önemli sebebi, benimle daha çok vakit geçirmek, o zaman bunu planlayalım, dedim.

barış mutfakta

19 Aylık Çocukla Yapılabilecek Ev İşleri:

1. Bezini çöpe kendi atabilir.

2. Kıyafetlerini kirliye atabilir.

3. Temiz kıyafetlerini birer birer çekmeceye koyabilir.

4. Masaya çatal-kaşık koyabilir.

5. Bulaşık makinesine kendi tabaklarını yerleştirebilir.

6. Kitaplarını rafa yerleştirebilir.

7. Kurutma makinesini doldurma-boşaltmaya yardım edebilir.

8. Toz alabilir.

9. Çiçekleri sulayabilir.

10. Faraşı tutabilir.

Bütün bunları yaparken dikkat edilmesi gerekenler şöyle:

-Söylemekten daha önemlisi göstermek. Ona önce nasıl yapacağını gösterin. Daha etkili olur.

-Yapmak istemediğinde zorlamayın. Onun yerine siz yapın ve yaparken ne kadar eğlenceli bir iş olduğundan ve ne kadar güzel olduğundan bahsedin.

-Yanlış yaparsa uyarmayın. Önce yardım ettiği için teşekkür edin. Sonra “Ben genelde şöyle yapıyorum, böylece … oluyor,” gibi olumlu cümleler kurun.

-Bir işi yaptığında mutlaka ödüllendirmem gerek, diye düşünmeyin. Sadece teşekkür etmek çoğu zaman yeterli olur. Ama harika bir iş başardıysa en sevdiği oyuncak, en sevdiği yiyecek, sevdiği müzik gibi bir şeyle ödüllendirmek gerekebilir.

Bakalım küçük yardımcımla aramızı düzeltebilecek miyiz? Bu yazının devamını yazacağım. Sizin de önerileriniz olursa paylaşmaktan çekinmeyin.

Bir Anne Çocuğunu Anlayamadığında Ne Olur?

Bu yazı hiçbir araştırma içermemektedir. Bilimsel olmadığı kadar tamamen duygusal bir yazıdır. İç dökmedir belki, tarihe bir not.

Sava 19 aylık oldu. Daha önce iki yaş buhranlarına giriyoruz, diye bahsetmiştim. Bütün bunların sebebi belki dönemseldir, bilmiyorum. Anneliğimi tanımlamak istersem başa iletişim özelliğimi koyarım. Çocuklarımı anlamaya çalışmak en birinci yaklaşımım oldu. Şimdiye kadar da hep anladım onları. Anlıyor olmam bütün sorunların üstesinden gelmeme yetmedi bazen, ama karşılıklı olarak iletişimde olmak her şeyi daha kolay atlatmamızı sağladı. Fakat.

savamama

Fakat şu anda öyle bir dönemden geçiyoruz ki Sava’yı hiçbir şekilde anlamıyorum. Bir anne çocuğunu anlayamadığında ne yapar peki? Kendini çok kötü hisseder en başta. Çocuk bir şeyler yapıyordur ve elbette ki bu yaptıklarının kendince sebebi vardır. Anne ise bunları anlayamaz ve çocuğa genel geçer birkaç yakıştırmayı uygun görür. Yaramaz, der. Laftan anlamıyor, der. Üstelik bunu sadece çocuğa değil, konuştuğu herkese söyler. Dertleştiğini düşünür, ama basbayağı çocuğunu şikayet ediyordur ele güne. Abisiyle karşılaştırır. O böyle yapmazdı, der. (Çocuk bunları duyuyor mudur, evet.) Bunun böyle gitmeyeceğini fark eder, ilişkilerini toparlamak adına çocuğuyla kaliteli zaman geçirmeye çalışır. En sevdiği oyuncakları döker ortaya, oturur yere, hadi oynayalım, der. Çocuk bunu duymamış gibi o odayı terk eder. Anne bozulur, ama yılmaz. Peki sen ne istiyorsan onu yapalım, der ve izler. Çocuk mutfağa gidip bütün tencereleri yere indirir. Bir kısmını ocağa koymaya çalışır. Anne oyuna dahil olursa çocuğa mutfak eşyalarıyla oynayabilirsin mesajını vereceğinden ve bunun tehlikeli olabileceğinden endişe duyar. Başka bir şeye çekmek ister dikkatini. Çocuk sinirlenir. Oyununa devam etmeye çalışırken çaktırmadan toplanan tencerelere canı sıkılır. Bu sefer başka bir tehlikeli alana doğru ilerler. Fırını çalıştıracak, bulaşık makinesini boşaltmaya kalkacaktır. Anne güzelce açıklamak yolunu seçer. Bu aletlerin tehlikeli olabileceğini, bunları anne veya babanın kullanması gerektiğini anlatır. Çocuk yüzüne bile bakmaz annenin. Duymuştur belki de, söylenenlere karşı kendince bir tepki koyar. Yemek zamanı gelir. Anne, birkaç gündür karbonhidrat ağırlıklı beslenen çocuğuna proteince zengin bir menü hazırlamıştır. Çocuk önce kendi yemek için ısrar eder. Anne izin verir. Yemeğin çok az bir kısmı çocuğun midesine ulaşırken çoğu yerdedir. Üstelik çocuk nasıl olduysa doymuştur. Hiçbir şey yemek istemez. Anne konuşur, çocuk yine bakmaz. Bu sefer de inatçı olur çocuk. Pasaklı olur. Çünkü anne en sık kullanılan sıfatlara yönelmiştir artık. Kendini anlatamıyor, çocuğun ne demek istediğini de anlayamıyordur. Daha önce hiç kullanmadığı, yanlış olduğunu düşündüğü kelimeler çıkıp gelir işte bir yerlerden. Uykusuydu, beziydi, kıyafet değiştirmesi derken her konuda bir çatışma yaşarlar artık. İpler kopmuştur. Annenin şimdiye kadar okuduğu ve bildiği her şey çöptür artık. Yepyeni bir sayfa açmak gerekir, bunun için yine ve yine çocuğunu biraz olsun anlayabilmesi gerekmektedir.

Lafın kısası,

bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk yaramaz olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk laftan anlamaz olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk inatçı olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk huysuz olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk pasaklı olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk başınabuyruk olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk iştahsız olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk yerinde durmaz olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk hatalı olur.

Bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuk kendini anlatabilmek için daha çok zorlar annesini.

Sonunda bir anne çocuğunu anlayamadığında çocuğuna sımsıkı sarılır. Gözlerinin içine bakar ve onu ne kadar çok sevdiğini söyler. Bundan başka yapacak bir şey kalmamıştır şimdilik.