20 gün mü kaldı kavuşmamıza ???

Ya da tanışmamıza mı demeli? 

Dün bir arkadaşımın bebeğini görmeye gittik. Aslında doğum tarihi benimle aynı olacaktı ama onun oğlu biraz sabırsız çıktı. O kadar küçüktü ki bebek, kucağıma alırken önce korktum, sonra bebeğin kucağımda rahat ettiğini görünce ben de rahatladım. Bu kadar küçük bir insanın böylesine bilge olması ne büyük ironi…

Turquazoo’ya gittik. Doğum tarihi yaklaştıkça daha sosyal bir çift oluyoruz. Bebek geldikten sonra bunları yapmak zor olacağından mıdır acaba? Ama orada gezerken bir yandan ne kadar harika olduğunu düşündüm, bir yandan da oğlumla buraya ne zaman gelebileceğimizi hesaplamaya çalıştım. Onunla paylaşacağımız şeyleri düşündükçe çok heyecanlanıyorum.

Bugün kıyafetlerini ütüledim oğlumun. O minicik şeyleri ütülemek o kadar keyifli oluyor ki anlatamam. Sonra da aldığımız günden beri havalandırdığımız dolaba yerleştirdim kıyafetlerini. Yarın da beşiği ve alt değiştirme ünitesini temizleyeceğim.

Bu aralar film izleyip kitap okuyarak vakit geçiriyorum. Matrix serisini izledik tekrar. Tabi ben aralarda illa ki uyukladım. Kitap seçimini de hızlı okuyabileceğim, macera kitaplarından yana yaptım. Dan Brown, Kayıp Sembol okuyorum. Geçenlerde oğluma okumak için bir kitap aldım, şimdiden başladım ona okumaya. Bethoven Çorbayı Niye Fırlattı ? Ünlü bestecilerin hayat hikayelerini anlatan bu kitap aslında çocuk kitabı gibi durmasa da dili tamamen çocuklara hitap ediyor. Ben çok beğendim. Geçenlerde hava biraz serinken balkona çıkıp bir yandan Mozart dinleyip, bir yandan da onun hayat hikayesini oğluma okuyor olmak hem bana hem de ona çok iyi geldi. Bütün bu süre boyunca sürekli hareket ederek bana cevap verdi.

Hamileliğim boyunca sevdiğim müzikleri dinledim. Özellikle şunu ya da bunu dinleyeyim diye bir çabam olmadı. Ama çok sert müziklerden kaçındım. 
En sık dinlediğim isimler şöyle:

Havalar biraz serinledi. Hatta bugün balkonda otururken üstüme bir şal aldım…

Reklamlar