1 Yaşında Uyku Düzeni

Çocuk sahibi olduğumdan beri en çok zorlandığım konu uyku. En çok araştırmayı da yine bunun üzerine yapmışımdır herhalde. Şimdiye kadar okuduklarımdan bir master tezi çıkabilir. Hala kesin bir çözüme ulaşamasam da dönem dönem başardığım oldu. Çünkü çocuklar sürekli değişken dönemlerden geçiyorlar ve daha önce kazandıkları disiplini bir süre sonra değiştirmek gerekebiliyor. En çok da dönüm noktalarında kafam karışıyor. İnanın çok şey okudukça daha çok bocalıyorum.

uyumayan sava

Sava bir yaşını bitirmek üzere ve yaklaşık iki aydır yürüyor. Yürümek, sadece uyku düzeni için değil, diğer birçok alışkanlıklar için de önemli bir dönüm noktası. Mesela yürüyen çocuk uykusu bölündüğü anda ayağa kalkıyor ve geri yatar pozisyona geçmeyi kendi başına akıl edemiyor. Yürümek onun için o kadar önemli bir şey haline geliyor ki uyuyarak bu vaktini boşa geçirmek istemiyor. Özellikle gündüz uykularında sürekli direniyor. Bizde durum iyice çıkmaza girince ben yine başladım o blog senin, bu kitap benim okumaya. Dediğim gibi okudukça daha çok kafam karıştı ve daha agresif yaklaştım. Çünkü birçok kaynakta uykuyla ilgili çok katı yaptırımlardan bahsediyorlar. “Bırakın ağlaya ağlaya öğrensin uyumayı, aslında aç olduğundan uyanmıyor, çocuklar sizi kullanıyor,” gibi cümleler geceleri kabus görmeme sebep olacak kadar can sıkıcı geliyor. Ben yine en rahatlatıcı ve çözüm odaklı yazıları Dr. Sears‘ın sitesinde buldum. Uzun uzun anlatmayacağım, yine maddeleyerek önce sorunumuzu özetleyeceğim, sonra bulduğum bilgileri yazacağım. Ben bu bilgiler ışığında üç gündür Sava’yı en fazla on beş dakikada uykuya geçirebildim. Nispeten daha uzun uykular uyudu. Şimdilik başardım diyemiyorum, çünkü bu bir süreç. Başarsak bile bir süre sonra yeni bir dönemle farklı yöntemler bulmak gerekebiliyor.

Sorunumuz:

1. Gündüz iki kere uyuyan Sava, uykuya geçiş için yarım saat ila bir saat uğraştırabiliyor.

2. Gündüzleri yatağa koyarak uyutuyordum, yine öyle yapmayı deniyorum, fakat yatağa koyar koymaz ayağa kalkıyor. “Uyku zamanı oğlum,” deyip tekrar yatırıyorum, yine kalkıyor. Bu böyle sonsuz sayıda tekrar edecekmiş gibi görününce de pes edip kucağıma alıyorum, hafifçe sallıyorum. Bazen uyuyor, bazen de ağlıyor. Onu yere bırakmamı ve mümkünse uyutmamamı istiyor. Sonunda biraz daha yatırıp, biraz daha sallayıp bir saatin sonunda uyutuyorum. Pestilim çıkmış bir şekilde dinlenmeye geçecekken de yarım saat sonra uyanıyor.

3. Gece uykusuna geçerken de önce mutlaka yatağında uyutmayı deniyorum. Okyanus sesi, bazen ninni, öncesinde kitap okuma derken yine sonunda kucağıma almak zorunda kalıyorum. Sonuç, yine bir saat karanlıkta Sava’yı uyutma çabaları. Benim sabrım zaten yarım saate kurulu, zamanı gelince beynimde şimşekler çakmaya başlıyor ve kendimi çok kızgın hissediyorum. Yanlış bir şeyler yaptığımı düşünüp daha da üzüyorum kendimi.

4. Gece iyi ihtimalle iki, çoğunlukla da üç kere uyanıyor ve uykusunun son iki-üç saatini mutlaka bizim yatakta geçiriyor.

5. Gece beslenmesini artık kesmek gerek, diyorlar. Bizimki hala iki kere süt içiyor. 12’de 210 ml, sonra uyandığında ise memede ne varsa.

Çözüm:

1. Her akşam şu rutini uygula. Asla atlama, mutlaka uygula.

Banyo (Her seferinde şampuan kullanmaya gerek yok.)

Süt içir. (Bunu daha önce yapmıyordum. Gece beslenmesini kesmek için gündüz daha çok süt içirmek lazımmış.)

Süt içerken kitabını oku. (Sava kitap sevmiyor, ama süt içerken ona okumam hoşuna gitti.)

Emziğini ver. (Başka bir uyku objesi edinmesini çok istedim ama bizimki illa ki emzik istiyor.)

Perdeyi ve ışıkları kapat.

4-5 tane yumuşak oyuncağını birer birer uyut. “İyi geceler maymuncuk,” deyip maymunu yüz üstü çeviriyorum.

Sava’ya “Uyku zamanı, iyi geceler,” de ve yatağına koy.

2. Yatağa koyunca ayağa kalkıyorsa birazcık zorlayarak yatar pozisyonda kalmasını sağla. (Ben ayak bileklerinin üstüne elimi koyuyorum. Bir- iki sefer kızıyor, sonra kabul edip sessizleşiyor.) Bu maddeyi sevmiyorum aslında. Hiçbir şey için Sava’yı zorlamak istemiyorum. Fakat yatakta yatmadan uyuyabilmesi mümkün değil. Zaman zaman o uykuya dalmadan elimi çektiğim oluyor, anında kalkıyor ayağa, uykusu da açılıyor. Yani burada bir zorlama gerekiyor. Yine de zamanla alışacağını, buna gerek kalmayacağını düşünüyorum.

3. Gündüz uykularına geçerken banyo yaptırmak hariç yine aynı rutini uygula.

4. Gece beslenmesini birden kesme, kademeli olarak bırak. Gündüz daha çok süt içir. Gece kalktığında süt hazırlıyorsan formüle bir kaşık eksik mama koy. Bu eksiltmeyi giderek daha da arttır, böylece gece kalktığında sadece su içmeye alışabilir.

5. Uyku saatlerinde sakin ve rahat ol. Stres yapmak çocuğu olumsuz yönde etkiliyor.

İşte bizim şimdilik işimize yarayan çözümler bunlar oldu. Her çocuk farklı olduğundan siz de kendinize göre en uygununu bulabilirsiniz. Fakat çoğu kaynakta mutlaka bir rutin oluşturmak gerektiği belirtiliyor. Öncelikle içinizden gelen sesi ciddiye alın, sonra ona kendi başına uyuyabilmeyi öğretecek bir yöntem bulun. Kendi başına uykuya dalabilmesi benim en çok altını çizdiğim konu. Bunu öğrenirse kolay kolay unutmuyor. Yine de en önemlisi uyku zamanlarını sizin de çocuğunuzun da keyif alabileceği bir şekilde düzenlemek. Beni bu kadar zorlamasının sebebi de buydu zaten. Her gün en az üç kere yaptığım bu şeyin benim ve çocuk için eziyet haline gelmiş olması.

Son olarak bebek ve çocukların ne kadar uyuması gerektiğini gösteren tabloyu paylaşıyorum. Mutlu, sağlıklı ve huzurlu bir çocuk için bu saatlerin önemli olduğuna inanıyorum.

Yaş Gece Uykusu Gündüz Uykusu* Toplam Uyku
1 ay 8 8 (çok sayıda) 16
3 ay 10 5 (3) 15
6 ay 11 3 1/4 (2) 14 1/4
9 ay 11 3 (2) 14
12 ay 11 1/4 2 1/2 (2) 13 3/4
18 ay 11 1/4 2 1/4 (1) 13 1/2
2 yaş 11 2 (1) 13
3 yaş 10 1/2 1 1/2 (1) 12
*Not: Parantez içindekiler kaç kere uyuyacağını gösteriyor

İki Çocuk Zor Mu, Ben Anlatayım Siz Karar Verin.

Bu sıralar en çok duyduğum soru bu. “İki çocuk zor olmuyor mu?” Bunu soranlar ya hiç çocuk sahibi olmayanlar, ya da ikinci çocukla ilgili kafası karışık olanlar. Benim cevabımsa çoğu zaman, “Yoo, zor değil,” şeklinde. Geçen gün oturdum, bu soruyu kendime sordum. Ben kolay kolay bir şeye “Zor!” demem. Yine de gün içinde beni bunaltan, çaresiz hissettiren, “Offff,” dedirten olaylar yaşıyorum. Bu anları pek yorum katmadan listelemeye çalışacağım. Zor muymuş, değil miymiş, buyurun siz karar verin.

IMG_7898

1. Tuna’yı bir şeyler yaptırmaya ikna etmek bu günlerde, özellikle de kardeşten sonra en çok zorlandığım şey. Yemek ve uyumak en çok direndiği şeyler. Hiç üstüne gitmediğim dönemler de oluyor, bağır-çağır sofraya oturttuğum da oluyor. Hiçbirinde tam çözüme ulaşamıyorum, çünkü aslında Tuna, ona bir şeyleri dikte etmemden hoşlanmıyor.

2. Sava zaten kendi başına yürürken bile düşüp yaralanabiliyorken, bir de abisinin onu ittirmesi, yanından hızla geçerek onu korkutması bu düşmeleri daha da sıklaştırıyor. Sonrasında elimizde ağlayan bir ufaklık ve bu duruma içerleyen bir abi kalıyor. Her ikisini de ayrı ayrı sakinleştirmek gerekiyor.

3. Çocukların ikisini de aynı anda öğle uykusuna yatırmak üzerine yaptığım planlar çoğu zaman elimde patlıyor. Biri uyuyor, o uyurken diğerini uyutma çabalarım devam ediyor. Uyutma derken yanında beklemekten bahsediyorum aslında. Biraz da dil dökmekten. Neyse ki sallama, pışpışlama filan gibi efor isteyen alışkanlıklardan uzak durmaya çalıştım. Yine de yanında durmak bile zor gelebiliyor. Hele ki bir saat sürüyorsa uykuya dalması. “Tuna gözlerini kapatır mısın lütfen? Bak gözlerini kapatırsan hemen gelecek uykun, hadi oğlum…” “Sava, uyku zamanı geldi, başını yastığa koy lütfen. Bak buraya koyacaksın başını. Hadi oğlum…” Tam ikisi de uyudu, artık işime gücüme bakabilirim derken birisi, çoğunlukla da Sava uyanıyor ve ben hiç mola vermeden güne devam ediyorum. İkisinin de aynı anda ve en az bir saat uyuduğu günler ise paha biçilemez.

4. Tuna’nın ayaklarını yere vurarak yürümesi. Diyorum ki galiba bu yaştaki çocuklar bundan başka türlü bir yürüme bilmiyorlar. Ne zaman odadan odaya koştursa bütün ev inliyor onun adımlarıyla. Her seferinde “Ayaklarını yere vurmadan yürü Tuna,” demekten dilimde tüy bitiyor… Hiçbir işe yaramıyor.

5. Sava, abisinin minik parçalı legolarına bayılıyor. Tuna, kardeşi uyanıkken legolarla oynamasa da bazen istisna oluyor ve Sava bu fırsatı hiç kaçırmıyor. Hemen en minicik lego parçasını alıp, gözlerini de bana dikerek ağzına sokmaya çalışıyor. Ben hemen müdahale ediyorum, bu sefer de canı yanmış gibi ağlıyor.

6. Tuna bir kule yaptığında, arabalarını güzelce dizdiğinde Sava mutlaka gelip onları bozuyor. Tuna çok sinirlenip kardeşini ittiriyor. Bir güzel kavga ediyorlar.

7. Sava gece üçten sonra bizim yatağa gelmeyi iyice alışkanlık haline getirdi. Eğer inat edip onu yatağına yatırırsam bütün gece saat başı uyanıp ağlıyor. Bizim yanımızda olursa sabaha kadar kesintisiz uyuyor. Bu sefer de ben yamuk yumuk yatmaktan ağrılar içinde uyanıyorum yeni güne.

8. Tuna doğduğundan beri teknolojiye bağlıydı. Telefon, bilgisayar, ipad… Oynamaya başladı mı bir türlü bırakamıyor. Her seferinde bir kavga-gürültü çıkıyor.

Bütün bunlar çocuk olan evlerde zaman zaman yaşanabilir gibi geliyor bana. Çoğunlukla sakinliğimi korumaya çalışıyorum. Zor diyorsanız en zoru bunlar işte. Bunun dışında sayamayacağım, yazamayacağım kadar çok güzel şeyler oluyor. Aklımda çoğunlukla bu güzel anlar kalıyor ve yine biri sorduğunda, “Yoo, gayet keyifli,” diyebiliyorum. Hayat zaten böyle bir şey değil mi?

IMG_7876

11 Aylık Bebekle Yapılabilecek Aktiviteler

Sava, 11. ayına yürüyerek girdi. Hiç emeklemedi, şimdilerde sadece tutunup ayağa kalkacağı yere kadar poposunun üstünde kendini ittirerek ilerliyor ve hemen ayağa kalkıp koşmaya başlıyor. Bebek koşması. Erken yürüyen bebekler düşme konusunda biraz tecrübesiz ve korunmasız oluyorlar. Ama kendilerini korumayı düşmeden de öğrenemiyorlar. Yine de bütün dikkatler üzerinde olmalı. Peki ne oyunlar oynuyoruz ve oynamalıyız? Bebekler bu aylarda ne yapmaktan hoşlanıyorlar?

1. Bol bol konuşun. Fiziksel gelişimin hızlandığı şu dönemde bir diğer önemli gelişim de bebeğin konuşmasında oluyor. Anlamlı veya anlamsız sesler çıkarmaya başladıklarından bu dönemde ne kadar çok konuşursanız o kadar çok faydasını görürsünüz. Konuşurken bebeğin sizin ağzınızı görmesi önemli. Seslerin ağızdan nasıl çıktığını görerek öğreniyorlar. Her yaptığınızı ona anlatın. “Şimdi sana meyve hazırlıyorum. Bak muzu nasıl dilimledim. Elimde bıçak var. Bıçak çok keskin. Dikkatli tutmalıyız. Muzun kabuğunu görüyor musun? Sarı renkli. Dokunmak ister misin, al bakalım…” gibi. Henüz size cevap verememesi sizi anlamadığı anlamına gelmiyor. Bebekler algılama dilini konuşmadan çok çok önce öğrenirler.

2. Yürümesini teşvik edin. Sava yürümekten çok hoşlanıyordu. Çok uzun süredir dışarıdayken bile genelde onu elinden tutarak gezdirdim. Önce iki elinden tutup yürütüyordum, sonra tek ele geçtik, şimdilerde hiç elimizi tutmak istemiyor. Ama önüme çıkan bütün fırsatları yürüyebilmesi için değerlendirdim. Burası kalabalık, engebeli, pis, tehlikeli demeyin, eğer bebeğiniz de buna istekliyse onu mutlaka yürütün. Nasılsa siz yanındasınız. Eğer yürümek istemiyor ve emekliyorsa yürümeyi teklif edin, fakat zorlamayın. Henüz hazır değil demek ki.

3. Oyuncakları saklayıp bulun. Sevdiği oyuncaklardan birini ona göstererek saklayın ve oyuncağın adını söyleyerek, ” Nerede ayıcığımız? Hadi gel bulalım. Bu minderin altında mı? Hayır. Nerede olabilir? Örtüyü kaldıralım, işte buradaymış, bulduk seni ayıcık…” gibi.

4. Karşıt anlamlı kelimelerle oyun yaratın. Büyük-Küçük, Uzun-Kısa, Sıcak-Soğuk, Hızlı-Yavaş Bunlar en sık oynadıklarımız. Bu kavramları her fırsatta oyuna çevirin. Yüz yüze oturduğunuz bir anda gözlerinizi ve ağzınızı kocaman açarak “Büyüüüüüük,” deyin. Hemen arkasından gözlerinizi kısıp ağzınızı da büzerek “Küçük küçük küçüüüük,” deyin. Bizim favori oyunlarımızdan biri. Tuna da bayılırdı buna.

5. İfadeler ve duygular. Bebeğiniz duygu durumunu yüzünüzden okumayı çoktan öğrenmiş durumdadır, ama bunu dile getirerek pekişmesini sağlayabilirsiniz. Mutlu, kızgın, üzgün, ağlayan, kahkaha atan, şaşırmış… gibi ifadeleri yüzünüzde canlandırarak dile getirin. Bebeğiniz bir süre sonra size eşlik etmeye başlayacaktır.

5. Kutuları doldurup boşaltma. Bir kutu ve içine renkli toplar koyun. Bunları birer birer kutunun dışına çıkarın, sonra tekrar içine koyun. Bebeğinize uzattığınızda onun da bazen birer birer, bazen boca ederek kutuyu boşalttığını ve sonra tekrar içine koymaya çalıştığını göreceksiniz. Başardığı her adımda mutlaka onu “Aferin,” diyerek ödüllendirin.

6. Bam bam. Bebeğinizin eline bir sopa veya daha güvenli olsun derseniz labut verin. Bir tane de siz alın. Hatta evde kim varsa onun eline de verin. Önce küçük bir sehpanın etrafında toplanın ve “Hadi masaya vuralım, bam, bam bam. Şimdi kapıya vuralım, kapı nerede? İşte şurada. Hadi gidelim. Kapıya vuralım, kapıya vuralım, bam bam bam. Şimdi koltuğa vuralım. Koltuk nerede? Evet, hadi koltuğa vuralım. Puf puf puf.” diyerek evde gezinin. Evdeki vurulabilir bütün yerlerde bu oyunu oynayabilirsiniz. Bebeğiniz televizyona, cama veya bunun gibi tehlikeli yerlere de vurmayı deneyecektir. Sakince “Hayır, buna vurmuyoruz. Gel koltuğa vuralım,” diyerek onu yönlendirin. Kısa zamanda nelere vurulmayacağını öğrenecektir. Bu aktivite bebekleri çok mutlu ediyor. Hem gürültü çıkararak kendi başına bir şey yaratmanın hazzını yaşıyorlar, hem vurdukları objeyi daha iyi öğreniyorlar, hem de çıkan faklı seslere göre objelere ait farklı özellikleri deneyimliyorlar.

7. Fotoğraf albümüne göz atın. Ailedeki diğer üyelerle ilgili sohbet ederek aile albümünüzü karıştırabilirsiniz. Bebeğiniz tanıdığı yüzleri gördüğünde heyecanlanıp tepki verecektir.

8. Doğada gezinti yapın. Ağaçların gövdesine dokunun, yapraklara elini değdirin, bahar geldi, çiçekleri koklayın. Bütün bunlar koku, dokunma ve görsel duyularının gelişmesine katkıda bulunur. Her gün dışarı çıkmayı unutmayın.

sava çiçek

9. Ver-Al oyunu. Bebeğinize bir oyuncağı “Al,” diyerek verin. Biraz incelemesine izin verdikten sonra, “Ver,” diyerek elinizi açın. Vermesini bekleyin. Eğer vermiyorsa yavaşça elinden alıp, “İşte verdin, aferin sana,” deyin. Sonra hemen geri verin, “Al,” diyerek. Bir süre sonra kendi kendine  vermeyi öğrenecektir.

10. Torba oyunu. Bez bir torba bulun, içine bebeğinizin bazı oyuncaklarını, evdeki güvenle oynayabileceği objeleri koyun. Mesela tarak, süzgeç, tahta kaşık, plastik tabak, çerçeve, çorap, şapka… Sonra torbayı sallayarak bebeğinize gösterin. “Bak bakalım senin için hazırladığım torbada neler varmış? Hadi beraber bakalım. Evet bu bir tarak, tarakla saçımızı tararız, göstereyim mi? İşte böyle. Senin saçını da tarayalım mı? Ooo çok güzel oldun,” gibi her bir obje üzerine sohbet edin.

Daha onlarca aktivite yazılabilir. Bunlar bizim sıkça yapıp keyif aldıklarımızdan oluşan bir liste. Sizin de bu yaş grubuna göre eğlenceli aktiviteleriniz varsa paylaşabilirsiniz.