Grip Salgını Sebebiyle Bu Hafta Kapalıyız.

thermometerBu hafta aktiviteler, oyunlar, günlük rutin, çocukla anne arasındaki iletişim gibi bütün konuları rafa kaldırdık.

Önce Tuna’yı, sonra beni ve en son olarak Sava’yı etkisi altına alan ve sağlam bir sarsmadan bırakmayan grip virüsü sebebiyle evimizde olağanüstü hal ilan edildi. Televizyon karşısında yemek yemekten tutun da kucakta uyumalara kadar çocukların istediği her şey yerine getirilmeye çalışıldı. Zordu, hala da zor. Biraz dinlenmeye, kendime gelmeye ihtiyacım var.

Nasıl bir gripmiş bu, bilelim de ona göre alalım önlemimizi derseniz kısaca bahsedeyim. Halsizlik ve baş ağrısıyla kendini belli eden hastalık kimisinde burun akıntısı, kimisinde öksürükle beraber seyredebiliyor. Üşümeyle başlayan kas ağrıları birkaç saat içinde ateşin çıkmasıyla daha dayanılmaz oluyor. İlk üç gün yüksek ateş, ilaçla bile kontrol edilemeyebiliyor. Hasta, iki günü yataktan hiç çıkmadan geçirebilirse çabuk atlatabilir. Dinlenmek en büyük ilaç. Bir de bol sıvı tüketmek. Bunlar bizim hastalıktan öğrendiklerimiz.

Sağlıkla kalın.

Birkaç önemli not

– Buzluktan çıkardığım sütü doğrudan kaynamış suyun içine atıp çözüyordum, baktık ki içinde partiküller oluşuyor, EMZİREN ANNELER’e sordum, önce buzdolabına indir, sonra ılık suda ısıt dediler.

– 3 aylık olduğundan beri “yüksek yerde yalnız bırakma, döner” dediler. Döneceğine dair en ufak bir belirti yok henüz. Acaba bir şeyler mi yapmalı. Yüz üstü bırakıyorum her gün mutlaka ama bundan da pek hoşlanmıyor. Bakalım ne zaman dönecek?

– Birazcık sulu kaka yapıyordu birkaç gündür. Nedendir diye düşündük, sorduk soruşturduk. Sonuçta benim çikolatanın dozunu biraz kaçırmış olmama bağladık. Çikolata yemeyi azalttım, sulu kakalara veda ettik. 

– Hava soğuk ama biz yine de geziyoruz. Atkı, şapka, astronot ve üstüne bir battaniyeyle bence sorun yok. Açık kalan iki cin göz etrafı keyifle izliyor çünkü.

– Bu sıralar gece 2-3 kere uyanmaya başladı. Kimisinde emzirerek, kimisinde pışpışla uyuttum. Bu işi ele almak gerek, böyle olmaz.

Seyahat: Ankara Notları…

Yolculuğumuz arabayla 5,5 saat sürdü. İlk mola Sapanca’daki Berceste’de emme, alt değiştirme ile geçti. İkinci mola Ankara’ya yakın bir dinlenme tesisinde sadece  arabada emme şeklinde geçti. Yolun sonuna doğru biraz sıkıldı, müzik dinledik, daha iyi oldu. Araba hareket ettiği sürece araba koltuğunda oturdu.

Dedesi Park yatak almış, Kraft marka. Evde parça parça kullandığımız her şey tek parçada buluşmuş. Çok başarılı. Bilsem ben de bunu alırdım beşik yerine. Sonradan oyun parkı olması da harika.

Küvet de almışlar, ben bile almamıştım, arkadaşım vermişti. Hediye gelen kıyafetleri saymıyorum bile.

Uyku Düzeni: 9-9.30 gibi yatak odasında yatağın üstünde uyuyor. Uyuturken kimi zaman kucağımda salladım, kimi zaman da emzikle kendi kendine uyudu. Gece 12 gibi biz yatarken kendi yatağına kaldırdım. Bir güzel uyumaya devam etti. Sabah 6-7 arasında gülücüklerle uyandı. Gündüz uykuları da değişti. Sabah 2 saatlik uykusunu bazen uyudu, çoğu zaman 1’er saat kısa kısa uyudu.

Her gün yeni bir akraba ziyareti, yeni bir ev. Algıları iyice açıldı.

Annemlerin evindeki merdivenlerden korktu biraz. Sonra yavaş yavaş inince daha iyi hissetti.

Emme süresi kısaldı. Hem de azıcık ses çıksa emmeyi bırakıp sese bakıyor. Bazen de bir fırt çekip etrafı seyrediyor. Ben de onu izliyorum ses etmeden.

3-6 body’leri giyemiyor.
6-9’lar tam geliyor.
9-12 bile aldım, biraz büyük oluyor ama 1 aya kadar giydiririm büyük olasılıkla.

Bazen birine gülerken birden kafasını omzuma gömüyor utanarak. O kadar tatlı ki.

Dedesi üşümesin diye kaloriferleri çok yüksek ayarda çalıştırdı, o da ııııhhhlayarak gösterdi tepkisini. Burnu da çok tıkandı.

Dönüş zamanına yakın hastalandı. Gün içinde tek tük öksürmüştü. Gece baktım ki ateşi çıkmış. Çok yüksek değil, 38 civarında ama ilk defa böyle olduğu için biraz korktum. Ateş düşürücü ilaç verdim, emzirdim, uyumaya devam etti benim yanımda. Yatağına geri koymak istemedim gece boyu kontrol edebileyim diye. Başı kolumda olduğundan burnu da çok tıkanmadı, rahat uyudu. Önce doktora mı gitsek diye düşündüm, içimdeki ses sabaha kadar beklememi söyledi. Uykusunu rahatça alması daha önemli diye düşündüm. Tabi bu soğukkanlı halim beni çok şaşırttı. Demek böyle bir şeymiş anne olmak. 

Ertesi gün doktorla konuştum, hafif bir viral enfeksiyondur, antibiyotiğe gerek yok, burnunu açık tut, ateş düşürücü ver gerekirse dedi. Öksürük için ıhlamur önerdi. En fazla 100 ml, şekersiz. Ihlamur fikri çok hoşuma gitti. Özellikle de doktordan duymak. Bir an önce eve dönmek istedim, hemen çıktık yola, akşama İstanbul’daydık.

Hastalığını da özetle anlatmak gerekirse; ateşi yalnızca 2 gün sürdü, öksürük 1 hafta devam etti. Ihlamuru rezeneyle karıştırdım, severek içti. Önce kaşıkla veriyordum ama bardaktan direkt içmek isteyince öyle verdim. Döke döke içti. 2 gün içinde ben de hasta oldum. Zaten anneler hastalıkları bebeklerden kapıp antikor üretiyorlar, bu antikorlar da sütle bebeğe geçiyor ve bebeğin çabucak iyileşmesini sağlıyorlar. Yine harika bir mekanizma.

Bir Ankara seyahati de böylece sona erdi. 

Doktor Kontrolü, 4.Ay

Burun Kanaması: Geçen sabah burnu kanadı. Yatakta 2. memeyi emdikten sonra mıkırdanıyordu, tam da bu sırada bir baktım dudağına doğru bir kan akıyor. Islak mendil ile sildik, başını aşağı eğdim. O sırada hemen bir google search yapıp kılcal damarın çatlamasından kaynaklı olabileceğini öğrendik. Soğuk pres yapılmalı, burun sıkılmalı, baş aşağı eğilmeliymiş böyle bir durumda. Yani içgüdülerim yine doğru çalışmış. Tabi canım eskiden google mı vardı? Bütün bu yararlı bilgiler fabrika ayarlarımızda var zaten. Doktora sorduk yine de neden olur diye, burun içinde kuruluk olmasına bağladı ve burnun içini nemlendiren bir solüsyon kullanmamızı önerdi. Araştırdım, ikna oldum ve kullandım.

Kulak arkasındaki tahriş: Sık rastlanılan bir durummuş, iyi kurula dedi.

Mama sandalyesi: Henüz oturtma dedi. Ancak arkaya doğru yaslanabilen bir modelse olur, dik oturması için henüz erken dedi.

Gündüz uykudan önce ağlama: Son günlerde yeni bir adetimiz var, gündüz uykularına geçmeden önce ağlıyor. Işık, gürültü olasılıklarını eledim, sallamak ve emzik de çözmedi durumu. Acaba aç mı diye bir düşünce belirdi bir arkadaşımla konuşurken. Doktor da onayladı bu durumu. Uyumadan önce de emzir gerekirse dedi. Halbuki biz EASY* şeklinde bir düzen kurmuştuk. Böyle yapınca kafası karışır mı acaba? Yine de ağlaması kesilecekse denemekte fayda var.

Diş: Hafif kabarmış ama hemen gelecek de diyemezmişiz. Bazen bu şekilde kabarık kalabiliyormuş uzun süre. Huzursuzlukları bundan da olabilirmiş.

Her şey yolundaydı, aşılarımızı olduk, döndük eve.
* EASY: Eating (Beslenme)-Activity (Oyun)-Sleeping (Uyku)-Your time (keyfinize bakın) Tracy Hogg’un kitabında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz..

Amerikan Hastanesi Doğuma Hazırlık Kursu’ndan Notlar- Sağlam Çocuk İzlemi

Kurstan notlarla devam edeceğim. Yine harika bir dersti. Bu dersi Dr. Aylin Şimşek’den aldık. Notlar biraz karışık görünüyor ama bilgiler çok kıymetli…


* İlk 6 ay günde 20-30 gram kilo alır. Haftada 150-200 gr da diyebiliriz.
* İlk 3 ayda 8 cm, 2. 3 ayda 8 cm, 3. 3 ayda 4 cm uzar. 1 yaşında yaklaşık 75 cm olur.
* Çilek, bal, yumurta beyazı, patlıcan, inek sütü allerjik olabilir, DİKKAT !
* 1 yaşına kadar inek sütü verme, kabızlık yapabilir.
* Gece beslerken;
   ışığı açma
   bebekle konuşma
   hızlı ve sessizce emzir
* Gece bez değiştirmek için uyandırma.
* Gece beslemesi 6 aydan sonra azalabilir.
* Gece uyanıp ağladığında yatakta yeniden uykuya dalmaya teşvik edilmeli.
* Yatak rutini oluştur: Banyo, masal, karanlık
* Kolik için:
   – Bebeği kucağına al
   – Ritmik hareketlerle gevşemesini sağla
   – Ilık banyo, masaj
   – Arabada gezdirme
   – Anne, süt ve süt ürünlerini kısıtlayabilir.
   – Anne; çay, kahve ve kola içememelidir.
* Bebekte ağlamayla birlikte yanakta egzama, kusma, ishal varsa inek sütü veya yumurta allerjisi olabilir.
* Ateş: koltukaltından 37,4 derece, rektal 38 derece, kulak 37,8 dereceden fazlaysa ateş var demektir.
* 3 aydan küçük bebekte ateş olursa doktora götür.
* Ateşi düşürmek için; giysilerini çıkar, ılık duş, ateş düşürücü ilaç
* Yenidoğan dışkısı koyu yeşil, yapışkan, kokusuz dışkı.
* Geçiş kakası 4-6 gün arasında olur, günde 4-8 kez, yeşil kahve
* Anne sütü kakası altın rengi, ekşi kokulu, pütürlü olur, anne sütünün yettiğini gösterir.
* Kusmada hırıltı, öksürük, solunum sıkıntısı varsa şiddetli reflü olabilir.
* Ateşli kusma, fışkırır şekilde kusma, beslenmek istemezse doktora götür.

Son olarak zehir danışma merkezi: 114

Hamilelikte yaşadığım sağlık sorunları ve çözümleri

Sinüzit: Çocukluğumdan beri savaşırım bu hastalıkla. Epeydir sıkıntı çekmiyordum ama hamilelikle birlikte bu sıralar şiddetlendi. Zaten hamilelikte dokularda su birikmesi sonucu sinüslerin tıkanması sıkça görülürmüş. Bu sebeple olayın üşütmeyle filan hiçbir ilgisi yok. Yapacak tek şey yastığı kalınlaştırıp gece boyu akıntının burunda tıkanıklığa yol açmasını engelleyerek baş ağrısını önlemek.

Bulantı: Çoğunlukla gemide gibiyim, kusmuyorum. Ama geçenlerde iş sebebiyle Bursa’ya gitmiştim. Taksideyken araba çok fena tuttu ve ben de midemdekileri tutamadım. Çözümü mümkün olduğunca arabaya binmemek.

Sivilceler: Hormonların etkisiyle kiminin cildi güzelleşirken kimininkinde de sivilceler çıkar. Bu durumda pek de kozmetik ürün kullanılmaması gerektiğinden yapılacak bir şey yok aslında ama ben şöyle bir yöntem denedim, oldukça da işe yaradı. Cildimi gül suyu ile temizledim, üstüne de bepanthene sürdüm. Böylece birkaç haftada sivilcelerden kurtuldum.

Gaz: İlk aylarda çok sıkıntı yaşadım, o da inek sütü yüzündendi. Daha önce bu konuda bir şeyler yazmıştım. Çözümü keçi sütünde buldum.

Kramp: Bu da yeni başlayan bir durum. Gece uykudayken bacaklarımı ileri doğru esnetme ihtiyacı duyuyorum ve tam da bunu yaparken kramp giriyor ve bağırarak uyanıyorum. Doktorum Mg desteği almamın iyi geleceğini söyledi, ben ayrıca muz da yedim. Bunların faydası oldu evet ama esas çözüm şu şekilde oldu, siz de deneyin çok şaşıracaksınız. Gece gelen tam bu gerinme anında ayak parmaklarını ileri doğru uzatarak değil de kendine çekerek gerineceksin. Yani topuğunu ileri doğru uzatarak. O zaman kesinlikle kramp girmiyor.

İnsan kendine bakmalı.

4. ayım bitiyor, 5’e gireceğim. Bugün diyetisyene gittim. Çok tatlı bir kadındı. Diyetle ilgili konuşmadık pek. Baktık ki ben onun bahsettiği çoğu şeyden haberdarım, başka şeyler üzerine sohbet ettik. Sadece birkaç önerisi oldu, onları paylaşayım. Tuvalete çıkmakta zorlandığımı söyleyince patates, pilav, muz gibi şeyleri pek yemememi söyledi. Yoğurt da pek iyi gelmezmiş ama probiyotikli olanları yersem olurmuş. Ben de ne zamandır öyle yapıyordum zaten. Ama en büyük zevkim makarnadan vazgeçmem dedim, anlaştık. Bana “hamile olduğun belli bile olmuyor” diyerek iltifat etti aslında, ama işte sorun bu zaten. Hamile olduğun belli olmayınca şişko oluyorsun 🙂

Ben de gidip kendime harika kıyafetler aldım. Özellikle de beli ayarlanabilen bir siyah kumaş pantolon aldım ki beni baya ince gösteriyor. Sonra saçımı da kestirdim, fıstık gibi oldum sonunda. Baya keyiflendim. İnsan kendine bakmalı mutlaka.