Nefis Bir Etkinlik, Cam Boncuk Yapımı

İstanbul’da çocuklarla beraber yapılabilecek çok şey var. Bu durumda önemli olan onlardan birini seçmek ve uygulamak oluyor. Fakat cam ocağına gitme fikri için pek fazla düşünmeme gerek yoktu çünkü ben camlara bayılıyorum. Camın ateşte aldığı akışkan hal, soğuyana kadar kalıplarla şekil verilişi, renklerin camda daha parlak, daha iç gıdıklayan tonları bulması bana mutluluk patlamaları yaşatıyor. Cam Ocağı Vakfı‘nın yaz boyu çocuklar için cam atölyesi yaptığını duyunca da hemen düştük yola. Aslında yolun sadece kendisi bile başlı başına bir etkinlik sayılabilir. Nefis orman manzarası eşliğinde vardık Riva Deresi’nin kıyısında, büyük bir araziye kurulmuş olan Cam Ocağı’na.

Yaz boyunca çeşitli atölyelerle hem büyüklere, hem küçüklere hitap eden bir programları var. Çocuklar için her gün randevu alarak katılabilecekleri füzyon, boncuk yapımı, cam üfleme şeklinde üç atölye mevcut. İsterseniz hepsini birden dilerseniz istediğiniz atölyeyi seçerek katılabilirsiniz.

Biz önce Cam Ocağı’nı gezdik, çocuklar füzyon yapmaya karar verdiler. (Çocuklar diyorum, Tuna’nın bir arkadaşı da bizimleydi.) Füzyon, aslında çocuklara camın yapısı ve ateşle olan ilişkisi hakkında pek fikir vermiyor. Daha çok puzzle yapar gibi kırık cam parçalarını düzenleyerek istedikleri deseni yaratıyorlar. Bundan sonraki fırınlama ve soğuma aşamaları için tasarımları çocuklardan alıyorlar ve bunun son hali evinize kargolanacak diyerek atölyeyi sonlandırıyorlar. Çocuklar camlarla şekil veya desen yaratırken epey vakit geçiriyor ve eğleniyorlar ama bu yaptıklarının neye dönüştüğünü anında göremedikleri için pek anlam veremiyorlar. Tabii kargoyla gelen şaheser onları mutlu etmeye yetiyor.

füzyon

Cam üfleme atölyesi fırınların olduğu oldukça sıcak bir alanda yapılıyor. Biz dışarıdan diğer çalışmaları izlemekle yetinip atölyeye katılmadık çünkü gerçekten çok sıcaktı.

Gelelim en eğlenceli ve çocukları zor ayırdığımız boncuk atölyesine. Çocuklar ince cam çubuklardan istedikleri renkleri seçiyorlar. Sonra çalışma alanına geçip bir lider eşliğinde bu çubukları eriterek başka bir metal çubuğun üstüne akıtıyorlar ve döndürerek şekil veriyorlar. Sonra isterlerse üstüne bir renk daha, bir renk daha. Başka bir renkle de üstüne ister noktalar yapıp ister çizgi yapıp boncuğu soğuması için kum havuzuna bırakıyorlar. Sonuç yarım saatte hazır oluyor.

boncuk yapımı

boncuk kum

Böyle üç tane boncuk yapıyorlar ve soğuduktan sonra ortaya çıkan boncuklara büyük bir hayranlıkla ve bi daha, bi daha çığlıklarıyla bakıyorlar. Camın ateşle ilişkisini en iyi deneyimleyebilecekleri atölye bu gibi görünüyor. Sonuçlarsa gerçekten göz alıcı. Bu fırsatı kaçırmayıp ben de oturdum masanın başına ve eski laboratuvar günlerimi hatırlayarak (bek alevinde yaptığımız çalışmalar) cama olan özlemimi giderdim.

ben boncuk

boncuklar

Heyecandan yerinde duramayan çocuklarla beraber boncukları cebimize atıp derenin kıyısına doğru bir gezintiye çıktık. Bahçede camlardan yapılmış çeşitli heykelleri inceledik.

bahçe1

bahçe2bahçe3

bahçe4

bahçe6

bahçe5

Derede yaprak yüzdürme, biraz temiz hava alma ve çocukların enerjilerini atmalarından sonra dönüş yoluna geçtik. Uzun bir gün planlamak isterseniz dönüşte Polonezköye uğrayıp akşam yemeği yiyebilirsiniz.

riva nehri

nehir2

Cam ocağı sürekli yeni etkinliklerle ve şenliklerle programını güncelliyor. Takipte kalmakta fayda görüyorum.

Reklamlar

Yaz Günleri İstanbul’da Çoluk Çocuk Ne Yapabiliriz?

İstanbul’u seviyorum. Yazın İstanbul’u daha da çok seviyorum. Trafik makul boyutlarda, deniz kenarı ve yüksekler hep esintili, deniz yoluyla bir yerlere gitmek çok keyifli ve gezecek gerçekten çok yer var. Eğer siz de yazı İstanbul’da geçiriyorsanız, çocuklar sürekli televizyon izlemek veya i pad oynamak için pazarlık yapar hale gelmişse, tatilinize biraz renk katma zamanı gelmiş demektir. Biz neler yaptık…

1. Miniatürk’ü gezdik. Güneşin tepede olmadığı bir saati seçin, yanınıza suyunuzu, meyvenizi alın ve başlayın minyatür yapıları gezmeye. Biz gitmeden önce 10 yapının resmini çıktı alıp kitapçık hazırladık. Görevimiz bu yapıları bulmak, daha sonra da onları boyamaktı. Resimdeki yapıları aramak ve bu sırada isimleri sürekli tekrar etmek öğrenme sürecine sağlam bir destek oldu. Biletinizin yanında verilen küçük kartlarla bütün yapılara ait bilgileri sesli olarak dinleyebiliyorsunuz. Kartı kullanma işini bırakın minikler halletsin. Bir süre sonra bunu da bir oyuna çevirdik. Önce kart yerine bana dokundu, ben yapının önündeki yazıyı okudum, hafif robotik bir sesle. Sonra kartı okutunca aynı şeyi mi söyleyecek, yoksa ben yanlış mı bilmişim oyunu oynadık. Her yapının önünde en az iki kere onun ismini duymuş oldu çocuklar, normalde olsa asla ilgilenmez. Çok keyifli bir gezi oldu.

 miniatürk

2. Parkta piknik. Buna çocuklar bayılıyor. Ekmek arası bir şeyler hazırlıyoruz yanımıza ve  mümkünse en en büyük parka doğru yola çıkıyoruz. Genelde vapurla gittiğimiz Bebek Parkı’nı seçiyoruz. Böyle gidilecek bir dolu park var.

vapur

3. Sahilde sportif aktiviteler. Tuna bisiklet sürerken ben de Sava’nın arabasını itip bir yandan da koşuyorum. Aile boyu spor. Eğer güneşin tepede olduğu bir saate denk gelirseniz planınızı ertelemeyin, Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nın bisiklet parkuru gölgede kalıyor. Ağaçların arasında koşmak benim ayrıca hoşuma gidiyor.

İstanbul’da yapılacak çok şey var, ama bir çok şehirde de benzer aktivitelerle gününüz eğlenceli ve faydalı geçebilir. Biz de her güne bir gezinti koyuyoruz. Yakında farklı etkinliklerle ilgili paylaşımlar da yapacağım.

Keyifli bir yaz geçirmeniz dileğiyle…