21 Aylık Çocuğunuzla Yapılabilecek 21 Eğlenceli Aktivite

Çocuklarla oyun oynamayı seviyorum. Keşke daha çok vaktim olsa, daha çok oynasam, bütün gün oynasam. Ne oynuyoruz, ne oynasak, kimler neler oynuyor derken bir liste çıktı bile. Buyurun, 2 yaşına yaklaşan çocuğunuzla yapılabilecek eğlenceli ve eğitici aktiviteler.

1. Hamur oynamak. Hala hamuru yeme olasılıkları var, o yüzden beraber oynayın. Siz delikler açın, o hamurla doldursun. Bunu yeni bulduk, eğlenceli.

barıs hamur

2. Su oyunları: Keşke mevsim yaz olsa diyecek durumdayız. Suyla oynamaya bayılıyor Sava. Birkaç bardak yetiyor onu oyalamaya. Doldur-Boşalt

3. Doğada keşif yapıp yaprak, dal, dökülen çiçek yaprakları toplayıp evde bunlarla resim yapmak.

4. Pipo temizleyicisinden (şönil) çöp adam yapmak.

images-4

5. Pipo temizleyicisine boncuk, makarna, sünger geçirerek kolye yapmak.

6. Renkli pipetleri delikli kutulara sokmaya çalışmak. Pringles kutusunun kapağını pipet geçecek şekilde birkaç yerinden delerek basit ama oyalayıcı ve faydalı bir oyuncak yaratabilirsiniz.

7. Pipetleri hamurla beraber kullanarak yaratıcılığınızı zorlayabilirsiniz. En basiti, pipete hamur toplarını dizmek.

8. Tuvalet kağıdı rulolarına top dizmek. Dik haldeki tuvalet kağıdı rulolarının üstüne çeşitli büyüklüklerdeki topları dizerek eğlenebilirsiniz. En çok da düşünce eğleniyorlar.

9. Posta kutusuna mektup atma oyunu. Bir kutuya kart genişliğinde kesik yapıp içine kartları birer birer atarak bu oyunu oynayabilirsiniz. Kartları evin değişik yerlerine saklayarak oyunu daha heyecanlı hale getirebilirsiniz. Attığınız kartların özelliklerine göre de oyun çeşitlenebilir.

barıs kartlar

10. Saklambaç.

11. Anne ya da babanın dizinin üstünde atla bir yolculuğa çıkmak. Burada bir hikayeyle çocuğunuzu bir yolculuğa çıkarırsanız ve yolculuk at üstünde gidiyormuş gibi bacaklarınızın üstünde zıplatarak olursa çok keyifli oluyor. Bu sırada istediğiniz öğretici bilgiyi ekleyebilirsiniz hikayenin içine. Ben bu sıralar at yavaş gidiyor, birden hızlandı diyerek ve ona göre dizimde zıplatarak zıt kavramları öğretiyorum. Arada bir çukura düşünce de kahkahalar atıyor.

12. Stickerla resim yapma. Resmi yapıyorsunuz ve bazı yerlerine sticker yapıştıracak şekilde yuvarlaklar çiziyorsunuz. Ufaklık da elindeki stickerları yuvarlakların içine yapıştırarak resmi tamamlıyor. Sticker seçimi ve yapacağınız resim sizin hayal gücünüze kalmış…

13. Özgürce boyama. Ikea’dan alabileceğiniz rulo kağıdı yere serip bütün boyaları koyarak çocuğunuzun özgürce resim yapmasını sağlayabilirsiniz. İster fırça kullansın, ister baskı, ister parmakları…

tb boya

14. Banyoda pinpon topunu suya batırma. Banyoda oynayabilecek çok oyun var ama bu en basit ve eğlenceli olanı. Pinpon topunu suya batırıp zıplamasını izlemek.

15. Puzzle yapmak.

16. Ev işleri. Bunları daha önce yazmıştım, şurada.

17. Kitap okumak. Bunu sorular sorarak daha eğlenceli ve etkin hale getirebilirsiniz. Köpek nerede? Köpek nasıl ses çıkarır?

18. Peluş oyuncaklar. Yumuşak oyuncakların çocukların duygusal yönünün gelişiminde rolü çok büyük. Bu oyuncaklarla gündelik rutininizi tekrarlayabilirsiniz. Şimdi yüzünü yıkadık, masaya otursun, yemek yedirelim. Şimdi bezini değiştirelim, uyusun, banyo yapsın… gibi.

19. Müzik aletleriyle zaman geçirmek. Perküsyon, marakas, gitar, flüt… artık ne varsa evde…

20. Değişik şapkalar takarak farklı duygu durumlarını ve karakterleri canlandırmak. Mutlu, üzgün, kızgın, komik, şaşkın. Ayna karşısında beraber yaparsanız çok eğleneceğinizi garanti ediyorum.

21. Serbest oyun. Bu en önemlisi. Çocuğunuz bir oyun başlattıysa ona dahil olup, hiçbir yönlendirme yapmadan oyunu onun yönetmesine izin vermek, ona eşlik etmek hem size hem de ona iyi gelecek. Kendine güveni ve yaratıcılığının artması için, özellikle yapamadığı şeyler yüzünden sıkça hayal kırıklığı yaşadığı iki yaş döneminde serbest oyun önemli.

11 Aylık Bebekle Yapılabilecek Aktiviteler

Sava, 11. ayına yürüyerek girdi. Hiç emeklemedi, şimdilerde sadece tutunup ayağa kalkacağı yere kadar poposunun üstünde kendini ittirerek ilerliyor ve hemen ayağa kalkıp koşmaya başlıyor. Bebek koşması. Erken yürüyen bebekler düşme konusunda biraz tecrübesiz ve korunmasız oluyorlar. Ama kendilerini korumayı düşmeden de öğrenemiyorlar. Yine de bütün dikkatler üzerinde olmalı. Peki ne oyunlar oynuyoruz ve oynamalıyız? Bebekler bu aylarda ne yapmaktan hoşlanıyorlar?

1. Bol bol konuşun. Fiziksel gelişimin hızlandığı şu dönemde bir diğer önemli gelişim de bebeğin konuşmasında oluyor. Anlamlı veya anlamsız sesler çıkarmaya başladıklarından bu dönemde ne kadar çok konuşursanız o kadar çok faydasını görürsünüz. Konuşurken bebeğin sizin ağzınızı görmesi önemli. Seslerin ağızdan nasıl çıktığını görerek öğreniyorlar. Her yaptığınızı ona anlatın. “Şimdi sana meyve hazırlıyorum. Bak muzu nasıl dilimledim. Elimde bıçak var. Bıçak çok keskin. Dikkatli tutmalıyız. Muzun kabuğunu görüyor musun? Sarı renkli. Dokunmak ister misin, al bakalım…” gibi. Henüz size cevap verememesi sizi anlamadığı anlamına gelmiyor. Bebekler algılama dilini konuşmadan çok çok önce öğrenirler.

2. Yürümesini teşvik edin. Sava yürümekten çok hoşlanıyordu. Çok uzun süredir dışarıdayken bile genelde onu elinden tutarak gezdirdim. Önce iki elinden tutup yürütüyordum, sonra tek ele geçtik, şimdilerde hiç elimizi tutmak istemiyor. Ama önüme çıkan bütün fırsatları yürüyebilmesi için değerlendirdim. Burası kalabalık, engebeli, pis, tehlikeli demeyin, eğer bebeğiniz de buna istekliyse onu mutlaka yürütün. Nasılsa siz yanındasınız. Eğer yürümek istemiyor ve emekliyorsa yürümeyi teklif edin, fakat zorlamayın. Henüz hazır değil demek ki.

3. Oyuncakları saklayıp bulun. Sevdiği oyuncaklardan birini ona göstererek saklayın ve oyuncağın adını söyleyerek, ” Nerede ayıcığımız? Hadi gel bulalım. Bu minderin altında mı? Hayır. Nerede olabilir? Örtüyü kaldıralım, işte buradaymış, bulduk seni ayıcık…” gibi.

4. Karşıt anlamlı kelimelerle oyun yaratın. Büyük-Küçük, Uzun-Kısa, Sıcak-Soğuk, Hızlı-Yavaş Bunlar en sık oynadıklarımız. Bu kavramları her fırsatta oyuna çevirin. Yüz yüze oturduğunuz bir anda gözlerinizi ve ağzınızı kocaman açarak “Büyüüüüüük,” deyin. Hemen arkasından gözlerinizi kısıp ağzınızı da büzerek “Küçük küçük küçüüüük,” deyin. Bizim favori oyunlarımızdan biri. Tuna da bayılırdı buna.

5. İfadeler ve duygular. Bebeğiniz duygu durumunu yüzünüzden okumayı çoktan öğrenmiş durumdadır, ama bunu dile getirerek pekişmesini sağlayabilirsiniz. Mutlu, kızgın, üzgün, ağlayan, kahkaha atan, şaşırmış… gibi ifadeleri yüzünüzde canlandırarak dile getirin. Bebeğiniz bir süre sonra size eşlik etmeye başlayacaktır.

5. Kutuları doldurup boşaltma. Bir kutu ve içine renkli toplar koyun. Bunları birer birer kutunun dışına çıkarın, sonra tekrar içine koyun. Bebeğinize uzattığınızda onun da bazen birer birer, bazen boca ederek kutuyu boşalttığını ve sonra tekrar içine koymaya çalıştığını göreceksiniz. Başardığı her adımda mutlaka onu “Aferin,” diyerek ödüllendirin.

6. Bam bam. Bebeğinizin eline bir sopa veya daha güvenli olsun derseniz labut verin. Bir tane de siz alın. Hatta evde kim varsa onun eline de verin. Önce küçük bir sehpanın etrafında toplanın ve “Hadi masaya vuralım, bam, bam bam. Şimdi kapıya vuralım, kapı nerede? İşte şurada. Hadi gidelim. Kapıya vuralım, kapıya vuralım, bam bam bam. Şimdi koltuğa vuralım. Koltuk nerede? Evet, hadi koltuğa vuralım. Puf puf puf.” diyerek evde gezinin. Evdeki vurulabilir bütün yerlerde bu oyunu oynayabilirsiniz. Bebeğiniz televizyona, cama veya bunun gibi tehlikeli yerlere de vurmayı deneyecektir. Sakince “Hayır, buna vurmuyoruz. Gel koltuğa vuralım,” diyerek onu yönlendirin. Kısa zamanda nelere vurulmayacağını öğrenecektir. Bu aktivite bebekleri çok mutlu ediyor. Hem gürültü çıkararak kendi başına bir şey yaratmanın hazzını yaşıyorlar, hem vurdukları objeyi daha iyi öğreniyorlar, hem de çıkan faklı seslere göre objelere ait farklı özellikleri deneyimliyorlar.

7. Fotoğraf albümüne göz atın. Ailedeki diğer üyelerle ilgili sohbet ederek aile albümünüzü karıştırabilirsiniz. Bebeğiniz tanıdığı yüzleri gördüğünde heyecanlanıp tepki verecektir.

8. Doğada gezinti yapın. Ağaçların gövdesine dokunun, yapraklara elini değdirin, bahar geldi, çiçekleri koklayın. Bütün bunlar koku, dokunma ve görsel duyularının gelişmesine katkıda bulunur. Her gün dışarı çıkmayı unutmayın.

sava çiçek

9. Ver-Al oyunu. Bebeğinize bir oyuncağı “Al,” diyerek verin. Biraz incelemesine izin verdikten sonra, “Ver,” diyerek elinizi açın. Vermesini bekleyin. Eğer vermiyorsa yavaşça elinden alıp, “İşte verdin, aferin sana,” deyin. Sonra hemen geri verin, “Al,” diyerek. Bir süre sonra kendi kendine  vermeyi öğrenecektir.

10. Torba oyunu. Bez bir torba bulun, içine bebeğinizin bazı oyuncaklarını, evdeki güvenle oynayabileceği objeleri koyun. Mesela tarak, süzgeç, tahta kaşık, plastik tabak, çerçeve, çorap, şapka… Sonra torbayı sallayarak bebeğinize gösterin. “Bak bakalım senin için hazırladığım torbada neler varmış? Hadi beraber bakalım. Evet bu bir tarak, tarakla saçımızı tararız, göstereyim mi? İşte böyle. Senin saçını da tarayalım mı? Ooo çok güzel oldun,” gibi her bir obje üzerine sohbet edin.

Daha onlarca aktivite yazılabilir. Bunlar bizim sıkça yapıp keyif aldıklarımızdan oluşan bir liste. Sizin de bu yaş grubuna göre eğlenceli aktiviteleriniz varsa paylaşabilirsiniz.

Aktiviteye Dönüşen Çocuk Kitapları-Tostoraman

“Tatlı minik fındık faresi, nereye böyle?

İnime buyur da yemek yiyelim seninle.”

“Korkunç naziksin Tilki, eksik olma.

Ama yemek için sözüm var Tostoraman’a”

“Tostoraman mı? Kimmiş bu Tostoraman?”

“Bilmiyor musun? Tanıştırayım o zaman.”

image.axd

İşte böyle tanıştık Tostoraman’la. Böylesi güzel sıfatlarla renklendirilmiş, melodik diyaloglarla bezeli bir çocuk kitabı okumak, hele ki bunun bir çeviri olması, gerçekten dilimiz ve çocuklarımız için büyük bir nimet. Kitapla ilgili öncekilerin yazdığından daha farklı bir söz söylemeye gerek yok. Buyurun siz de kitaba ait özeti içeren şu yazıyı okuyun.

Gelelim kitapla ilgili yapacağımız aktiviteye. Aslında kitabın internet sitesinde boyamalar, çeşitli maskeler, aradaki farkı bulun resimleri gibi bir dolu etkinlik önerilmiş. Fakat biz Tuna’yla dil ve hayal gücü üzerine farklı bir etkinlik yapıyoruz. Kitaptaki diyaloglarda çok ilginç ve saçma yemek isimleri var. Mesela:

Tilki fırında

Baykuşlu dondurma

Yılan kapama

Tostoraman külbastı

İşte biz de buradan yola çıkarak kendimize çılgın yemek isimleri yaratmaya başladık. Bu oyunu bazen kitabı okuduktan sonra, çoğu zaman ise sofrada yemek yerken oynuyoruz. Mesela ben “Kitap yaprağından zeytinyağlı sarma,” diyorum, Tuna da “Bir tabak filli makarna,” diyor. Kıkırdıyoruz. Ben, “Sincaplı kek,” derken Tuna “Zürafa çorbası,” diyebiliyor. Böylece hem çeşitli yemeklerin isimlerini öğreniyoruz, hem de eğleniyoruz. Bunun devamında saçma cümleler kurmaya geçiyoruz. “Bakkala gidip bir kutu flamingo aldım. Su aygırı ağaçta yaşar. Kahvaltıda aslan kükremesi yedim.” Bazen gerçeklik içeren bir cümle karışıyor araya “İtfaiye yangınları söndürür.” Yüzümdeki ifadeye bakarak Tuna hemen özeleştirisini yapıyor. “Bu pek komik bir şey olmadı galiba,” diye. İşte ben buna daha çok gülüyorum.

Bunun gibi uydurma cümleler kurmak çocuğunuzun hayal gücünü zenginleştiriyor. Ayrıca kendi başına bir hikaye yaratmanın ilk adımlarını atmış oluyorlar. Denemenizi tavsiye ederim, çok eğlenceli. Sizin bıdığın da yarattığı çılgın cümleleri varsa yorum kısmına bırakırsanız sayfamız daha da şenlenir. Hepinize bol okumalı, çok kahkahalı, eğlenceli bir hafta dilerim.

Kitap: Tostoraman

Yazan: Julia Donaldson

Çizen : Axel Scheffler

Çeviren: Yıldırım Türker

Yayınevi: Popcore Çocuk Kitapları

Tuna’nın Oyuncakları

Tuna hep oyuncağa doyan bir çocuk oldu doğduğundan beri. Gerek gelen hediyeler, gerekse bizim kendimizi tutamayıp aldıklarımızla evde en az on çocuk büyütecek kadar çok oyuncak var. Fakat bunların çoğunluğu kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Ben de  artık oyuncak seçerken çoğunlukla eğlenceli ve bizi uzun süre oyalayabilecek olanlarını seçiyorum. Ama bazen düşündüğüm gibi olmuyor, çok güzel oynarız diye aldığım oyuncak Tuna’nın hiç ilgisini çekmeyebiliyor. Bu yüzden son zamanlarda bolca oyuncakçı geziyoruz. Bütün oyuncaklara bakıp beraber inceliyoruz. Çoğu zaman hiçbir şey almadan çıkıyoruz ve oyuncak günü olarak belirlediğimiz günde tekrar gidip karar verdiğimizi alıyoruz. Bu yöntemle daha faydalı oyuncaklar alabildik. Tuna da biraz sabırlı olmayı öğrendi diyebilirim. Ama şunu söylemem lazım, Tuna hiçbir zaman oyuncak için tutturan, ağlayan bir çocuk olmadı (birkaç uyku öncesi kriz anı dışında), bu yüzden her çocuk üzerinde denemeyin bu yöntemi, diye uyarmak isterim. Boşuna gerginliğe sebep olmak istemem. Oyuncakları daha etkin kullanmanın bir yolu ise onları saklamak ve üzerinden birkaç hafta (duruma göre değişir) geçtikten sonra ortaya çıkarmak. Yeniymiş gibi oynuyoruz bir heves. İşte üç yaşından beri Tuna’nın en çok oynadığı ve eğlendiği oyuncaklar:

1. Lego:

7346cTuna’nın hem kendi başına, hem de bizimle en uzun süre oynadığı oyuncağı legoları. Büyük parçalı olanlarla başladık, şimdi çok küçük parçalara kadar geldik. Özellikle ev ya da araba yapacaksa kitapçığındaki talimatları takip ederek kendisi yapabiliyor. Bu sırada sayılarla ilgili algısını çalıştırıyor, renkleri pekiştiriyor, motor becerilerini geliştiriyor. Role playing oyunları için de ideal bu legolar. İtfaiye, ambulans, polis ve uçak, araba, ev gibi uzun süre oynanabilen modellerini öneririm.

2. Sök-Tak Oyuncaklar:

a8950_SUN-WNR-K.BLD.HAVA-ALANI-SETi-40PRc.2AST.12CM

Biz bunun şimdilik sadece uçak olanını aldık. Setin başka oyuncakları da var. Uçağın kanatları, tekerlekleri demonte ve setin içinden çıkan tornavidası ile çocuk kendisi monte ediyor. Diğer küçük parçaların da bir kısmı demonte. Tuna hepsini bir güzel vidalıyor. Sonra sıra oynamaya geliyor. Hostese bavulumuzu teslim ediyoruz, bavul önce tartılıyor, sonra uçağa taşınıyor. Yolcular yerleşince uçak havalanıyor. Bunu tekrar, tekrar ve tekrar yapıyoruz hiç sıkılmadan.

3. Oyun Hamuru:

animals

Pastacılık setleriyle çok eğlensek de aslında karakter yapıp onları konuşturma şeklinde daha çok oynuyoruz. Tuna ister kitaptaki bir karakteri, isterse hayali birini kendisi yaratıp canlandırabiliyor. Hamur oynarken ben de çok eğleniyorum ve başından kalkmamız epey uzun sürüyor.

4. Arabalar:

hotwheels

Elbette erkek çocuğunun vazgeçilmez oyuncağı arabalar. Arabaları bazen yollar yapıp orada, bazen garajlı bir oyun yapıp sıraya dizerek, bazen birbirleriyle konuşturarak, bazen de yarıştırarak oynuyoruz. Geçenlerde bir oyun daha keşfettik, arabalar koltuğun üzerine yanyana dizilir, her oyuncu bir tane araba seçer ve o arabayla sıradaki arabalara vurup koltuktan aşağı düşürmeye çalışır. Eğer kendi araban da yere düşmezse, yere düşürdüğün bütün arabalar senindir. Kim kazanmış kısmını da alınan arabaları yan yana dizerek beraber sayıyoruz, her eğlencenin içine mutlaka bir “anne unsuru” eklemiş oluyoruz böylece. Favori markamız Hot Wheels. Öyle çılgın modeller var ki oyuncakçı gezerken mutlaka bir hot wheels sepetine bakıyorum.

5. Dokulu Resimler:

ayva kız

Bu aslında geçenlerde denemeye başladığımız ve çok keyifli bulduğum bir oyun. Resim yapmaya bu sıralar epey merak salan Tuna’yı daha da heyecanlandıran bir aktivite. Özellikle meyve saaatinde soyduğumuz meyve kabuklarından çeşit çeşit şeyler yapılabilir. Biz en son bu ayva saçlı kızı yaptık. Bu örnek çeşitlendirilebilir. Bana bu konuda ilham veren fikir Javier Perez‘den geliyor.

Şimdilik bu listeye burada son verelim, ama devamı gelecek diyelim.

Bütün bebişlere, küçük beylere ve prenseslere, annelere ve babalara bol oyunlu ve eğlenceli bir yıl dilerim.

Yeni Yıl Süslemeleri

Kreşe gitmeyen, üç buçuk yaşında bir oğlunuz varsa, evde bol bol aktivite yapmak gerek. Yoksa işler ipad ve televizyona sarar. Sonunda anne de çocuk da gergin olur. Biz bu hafta yılbaşı ağacını çıkardık, geçen seneki süsleri taktık, ama bu sefer hem kendimiz bazı süsler yapalım, hem evi de süsleyelim, dedik. Böylece hiç televizyon izlemeden, çok ama çok az Angry Birds Go oynayarak (ama oyun daha yeni çıkmış, ne yapsaymışız) bütün haftayı geride bıraktık. Elişi çalışmalarımızı bol bol fotoğrafladım, sizi onlardan oluşan bir sergiye davet ediyorum.

Kocaman Bir Kar Tanesi:

Büyük kar2

Büyük kar3

Yıldız Kar Süsü:

Yıldız Kar1

Yıldız Kar2

Kar Tanesi:

Kar2

Kar

Kardan Adam:

Kardanadam

Balerin:

Balerin

Kar Tanesi:

Kar katla1

Kar katla2

6 Aylık Bebekle Yapılabilecek Aktiviteler

Bebek ve çocukların, hayatı oyunlar üzerinden öğreniyor olmasını, günümüz insanının hareketsizlikten yakınıp kendini spor salonlarına atması durumuna benzetiyorum biraz.

                            Early-man

İlkel toplumlarda, kimse egzersiz filan yapmaya gerek duymuyordur herhalde. Zaten hayatlarını vücutlarını kullanma becerisiyle kazandıklarından oldukça sağlıklı ve güçlü oluyorlardır. O dönemde büyüyen bebek ve çocukları düşünürsek kimse onlara “Haydi bakalım, tummy time*…!” filan demiyordur. Ya da cee, uçtu uçtu gibi oyunlar da gerçekte karşılaştıkları deneyimlerin yanında basit kalıyordur. Çünkü ilkel toplumlarda anne bebeğini kucağında taşıyor, normalde yaptığı bütün işleri yapmaya devam ediyor ve ona hayatla ilgili en iyi örneği, kendi yaşantısını veriyor. Oyunla öğrenmek bizlerin, yani bedenlerinden çok zihinlerini kullanan neslin çocuklarına özgü bir durum. Bizler ebeveyn olarak çalışma hayatlarımızın içine çocuklarımızı dahil edemediğimiz gibi, evde geçirilen vakitlerde bile bebeği veya çocuğu dışlayarak ya da tam tersi bütün günü bebekçe, çocukça oyunlar ve aktivitelerle geçirerek onlara yapay ama güvenli olduğunu düşündüğümüz bir ortam hazırlıyoruz. Bütün bunlar eleştirel bir yaklaşım olsa da bunu doğrulttuğum kimse yok. Bu, dünyanın ilerleyiş şekliyle böyle oluşmuş, kolay kolay da değiştirilemeyecek bir yaşam tarzı.

Bebekler ise hala o ilkel yaşam tarzına ait ihtiyaçlarla dünyaya geliyorlar. Yeni doğduklarında bile uyutmak için ayakta dolaşmanızı talep ediyorlar. Bizim üstümüze düşen de onların bu ihtiyaçlarını karşılayabilecek aktiviteler sunmak. Lafı bu kadar uzattıktan sonra özetle maddeleyeyim, 6 aylık bir bebekle yapılabilecek aktiviteler:

1. Ev İşleri: Bu, bebeğin boyun kaslarının güçlenmesi, dengesini sağlayabilmesi, yürümeye hazırlık yapması açısından hem görsel, hem de fiziksel açıdan çok yararlı bir aktivite. Ayrıca bunu zaten her gün yaptığınız için ayrıca bir zaman ayırmanıza bile gerek yok. Bebeğin güvenliğini yabana atmadan, bütün işlerinize onu da dahil edin. Ocağa yemeği koyarken onu nasıl sakındığınızı izlesin. Bıçakla bir şeyler keserken bıçağın keskin kısmına elinizi değdirmediğinizi görsün. Yerden bir şeyler toplarken eğilip kalktıkça üzerindeki farklı baskı noktalarını hissetsin ve dengesini her şartta kaybetmemeyi öğrensin. Eğer çok zor göründüyse bebeği kendinize bağlayarak iki eliniz boşta daha rahat edebilirsiniz. Mesela ben sleepy wrap kullanıyorum.

2. Cee: Nesne devamlılığını kavramaya başladıkları bu dönemde her şeyle cee oynayın. Kıyafetlerini giydirirken, oyuncaklarla oynarken, onu mama sandalyesine oturttuğunuzda bir görünüp bir kaybolarak, yüzünüzü avuçlarınızla veya bir mendille açıp kapatarak. Oyuncağını bir örtünün altına saklayın, ilgisi dağılmadan “Oyuncağı neredeymiş, aa buradaymış,” gibi cümlelerle oyunu renklendirin.

3. Hareket Zamanı:

tuna sava 6 aylık bebek destekle veya desteksiz oturabilir, yuvarlanabilir, kısa süreli ayakta durabilir. Bunlar her bebeğe göre değişiklik gösterdiği için (mesela bizim Sava destekle oturabilse de asla yuvarlanmıyor, yattığı yerde öylece yukarı bakıyor, ama ayakta durmaya bayılıyor) zamanı geldiğinde bazı destekleyici hareketlerle gelişimine yardımcı olmak gerekebilir. Bebeği sırt üstü yere veya yatağa yatırın. Siz de yanında oturup yuvarlanması için onu sözel olarak destekleyin. Yuvarlanarak size doğru gelirse kucaklayıp öpün. Eğer gelmezse yüzüstüne ve tekrar sırt üstüne çevirerek “Yuvarlan,” deyin. Emekleme ve sürünmeye destek için bebeğinizi yere yatırın. Siz de üstünde emekleme pozisyonunda durun. Dizleriniz tam onun ayaklarına denk gelsin. Ellerinizle de onun ellerini tutarak beraber ilerleyin. Onun sol ayağını sol dizinizle ittirirken, sağ elinizle de sağ elini ileri doğru uzatın ve önünüze bir oyuncak koyup ona ulaşın. Başarıyı takiben yine öpücüklerle kutlayın. Yürüme alıştırmaları için sırtını bir yere dayayarak veya bir koltuğa kollarıyla tutunarak ayakta durmasını sağlayın. Çok kısa süre (10 saniye gibi) durmayı başardığında her gün daha uzun sürelerle ayakta tutun. Tabii yine bol bol öpücük eşliğinde.

4. Elli Faliyetler: El ile yapılan çalışmalar hem dokunsal algısını geliştirir, hem onun kolayca kendi kendine oyalanabileceği bir aktivite haline gelir. Bebeğiniz karşınızdayken parmaklarınızı tam gözlerinin hizzasına getirip birer birer göstererek sayın. Beşe geldiğinizde avcunuzu yüzüne yaklaştırarak burnuna doğru dokunun. Sayıları sayarken kısa duraklar yapın, onun heyecanla bir sonraki sayıyı beklemesine izin verin. “Tel sarar” şarkısını el bileklerinizi çevirerek söyleyin. “Buraya bir kuş konmuş”la başlayan, birer birer parmakları avuç içine kapatarak ve son kalan parmaktan sonra da kucaklayıp öpülerek bitirilen oyunu oynayın.

5. “Ben Yarattım” Oyunları: Bebekler bir şeyi kendileri yaptıklarında hem çok mutlu olurlar, hem de kendine güven duygusunu pekiştirirler. Ev içinde odaların ışıklarını açıp kapamak, iki plastik bardağı birbirine vurarak ses çıkarmak, bir şeyi yere atıp onun çıkardığı sesi ve düşüşünü izlemek, basit müzik aletleriyle gürültü yapmak bu oyunlara sayabileceğim örnekler.

Eğer bu fikirleri sevdim, daha fazlasını okumak istiyorum derseniz şu iki kitaba bakmanızı öneririm. Doğrudan bir alıntı yapmasam da bu yazıdaki düşüncelerimin bir kısmını bu iki kitaba borçluyum.

Dokunmanın Mucizesi, Jean Liedloff

Bebeğinizin Gelişimi İçin Neler Yapabilirsiniz? Dr. Neslihan Kuloğlu Türker

*Tummy time: Bebeklerin yüzüstü yatırılması ve kafalarını kaldırarak alıştırma yapması.

Aktiviteye Dönüşen Çocuk Kitapları-Pezzettino

Pezzettino-1Bu haftayı oldukça yoğun geçirdik. Zaten var olan ingilizce ve jimnastik derslerine, birkaç ziyaret ve buluşmayı da ekleyince çocuklarla evde kalıp beraber oyun oynayabilmek pek mümkün olmadı. Ne yapsam, diye düşünürken Tuna elinde Pezzettino kitabıyla geldi. “Hadi okuyayım.” O anda bu okumayı bir oyuna dönüştürebileceğim geldi aklıma. Önce size baş kahramanımız, Pezzettino’yu anlatayım.

Bu sene kitap fuarında tanıştık Pezzettino’yla. İtalyanca “parçacık”mış adının anlamı. Kendisi küçük bir parçaymış gibi görünüyor. Özellikle de kendinden büyük ve birçok renkli parçadan oluşan diğer karakterlerle karşılaştıkça. Hepsine de aynı soruyu soruyor. “Ben sizin parçanız mıyım?” Onlar da sırayla bir parçam eksik olsa koşabilir miydim, uçabilir miydim gibi cevaplar veriyorlar Pezzettino’ya. Oysa çok emin, mutlaka bir şeyin parçası olmalı. Arayış devam ederken Bilge’ye gidip soruyor. Bilge de yanıtı Pat Adası’nda aramasını öğütlüyor. Pat Adası Pezzettino’ya bir şeyin parçası olmadığını, kendinin de parçalardan oluşan bir bütün olduğunu gösteriyor. Pezzettino tamamlanmak için kendinden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmadığının mutluluğuyla devam ediyor yoluna.

Böylesi derin bir arayış öyküsünün çocuk kitabında karşıma çıkması beni hem şaşırttı hem de çok heyecanlandırdı. Küçücük bedenleriyle kocaman hayatı anlamaya ve kendi yollarını bulmaya çalışan çocuklarımızın çok keyif alacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle ders vermeyen, onların gözünden bakan anlatımıyla.

Pezzettino-2Kitabın çizimleri çok basit ve ilham verici olduğundan hemen bir Pezzettino yaratmak istedim. Bunun için parçalara ihtiyaç vardı. Kağıt, karton ya da boyamayla yapabileceğimiz bu oyunu az zamanımız olduğundan kısa yoldan, legolarla çözdük. Aynı renk parçalardan oluşan bir Pezzettino yaptık önce. Sonra da kendimize Koşan karakterini seçtik ve kitaptaki renklere uymaya çalışarak, yani bir yandan renk çalışması da yaparak, uzun bacaklı bir Koşan yaptık. Geriye bunlarla oynamak, kitaptaki öyküyü canlandırmak kaldı. Tuna konuşmaları çoktan ezberlemişti zaten. Oyundan ne kadar çok keyif aldığını legoları toplarken “Anne bunlayı topyamayayım, yayın yine oynayız,” demesinden anladım.

Kitapla ilgili biraz araştırma yapınca karşıma birçok aktivite çıktı. Özellikle kağıtları kesip rengarenk kare parçalarla çocukların kitaptakinden farklı karakterler yaratmaları ve bunların üzerinden kendi hikayelerini yazmaları yakın zamanda deneyeceğim bir aktivite oldu. Siz de bu kitapla bir çok oyun oynayabilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Kitap: Pezzettino

Yazan ve Çizen: Leo Lionni

Çeviren: Kemal Atakay

Yayınevi: Elma Yayınevi