6 Aylık Bebekle Yapılabilecek Aktiviteler

Bebek ve çocukların, hayatı oyunlar üzerinden öğreniyor olmasını, günümüz insanının hareketsizlikten yakınıp kendini spor salonlarına atması durumuna benzetiyorum biraz.

                            Early-man

İlkel toplumlarda, kimse egzersiz filan yapmaya gerek duymuyordur herhalde. Zaten hayatlarını vücutlarını kullanma becerisiyle kazandıklarından oldukça sağlıklı ve güçlü oluyorlardır. O dönemde büyüyen bebek ve çocukları düşünürsek kimse onlara “Haydi bakalım, tummy time*…!” filan demiyordur. Ya da cee, uçtu uçtu gibi oyunlar da gerçekte karşılaştıkları deneyimlerin yanında basit kalıyordur. Çünkü ilkel toplumlarda anne bebeğini kucağında taşıyor, normalde yaptığı bütün işleri yapmaya devam ediyor ve ona hayatla ilgili en iyi örneği, kendi yaşantısını veriyor. Oyunla öğrenmek bizlerin, yani bedenlerinden çok zihinlerini kullanan neslin çocuklarına özgü bir durum. Bizler ebeveyn olarak çalışma hayatlarımızın içine çocuklarımızı dahil edemediğimiz gibi, evde geçirilen vakitlerde bile bebeği veya çocuğu dışlayarak ya da tam tersi bütün günü bebekçe, çocukça oyunlar ve aktivitelerle geçirerek onlara yapay ama güvenli olduğunu düşündüğümüz bir ortam hazırlıyoruz. Bütün bunlar eleştirel bir yaklaşım olsa da bunu doğrulttuğum kimse yok. Bu, dünyanın ilerleyiş şekliyle böyle oluşmuş, kolay kolay da değiştirilemeyecek bir yaşam tarzı.

Bebekler ise hala o ilkel yaşam tarzına ait ihtiyaçlarla dünyaya geliyorlar. Yeni doğduklarında bile uyutmak için ayakta dolaşmanızı talep ediyorlar. Bizim üstümüze düşen de onların bu ihtiyaçlarını karşılayabilecek aktiviteler sunmak. Lafı bu kadar uzattıktan sonra özetle maddeleyeyim, 6 aylık bir bebekle yapılabilecek aktiviteler:

1. Ev İşleri: Bu, bebeğin boyun kaslarının güçlenmesi, dengesini sağlayabilmesi, yürümeye hazırlık yapması açısından hem görsel, hem de fiziksel açıdan çok yararlı bir aktivite. Ayrıca bunu zaten her gün yaptığınız için ayrıca bir zaman ayırmanıza bile gerek yok. Bebeğin güvenliğini yabana atmadan, bütün işlerinize onu da dahil edin. Ocağa yemeği koyarken onu nasıl sakındığınızı izlesin. Bıçakla bir şeyler keserken bıçağın keskin kısmına elinizi değdirmediğinizi görsün. Yerden bir şeyler toplarken eğilip kalktıkça üzerindeki farklı baskı noktalarını hissetsin ve dengesini her şartta kaybetmemeyi öğrensin. Eğer çok zor göründüyse bebeği kendinize bağlayarak iki eliniz boşta daha rahat edebilirsiniz. Mesela ben sleepy wrap kullanıyorum.

2. Cee: Nesne devamlılığını kavramaya başladıkları bu dönemde her şeyle cee oynayın. Kıyafetlerini giydirirken, oyuncaklarla oynarken, onu mama sandalyesine oturttuğunuzda bir görünüp bir kaybolarak, yüzünüzü avuçlarınızla veya bir mendille açıp kapatarak. Oyuncağını bir örtünün altına saklayın, ilgisi dağılmadan “Oyuncağı neredeymiş, aa buradaymış,” gibi cümlelerle oyunu renklendirin.

3. Hareket Zamanı:

tuna sava 6 aylık bebek destekle veya desteksiz oturabilir, yuvarlanabilir, kısa süreli ayakta durabilir. Bunlar her bebeğe göre değişiklik gösterdiği için (mesela bizim Sava destekle oturabilse de asla yuvarlanmıyor, yattığı yerde öylece yukarı bakıyor, ama ayakta durmaya bayılıyor) zamanı geldiğinde bazı destekleyici hareketlerle gelişimine yardımcı olmak gerekebilir. Bebeği sırt üstü yere veya yatağa yatırın. Siz de yanında oturup yuvarlanması için onu sözel olarak destekleyin. Yuvarlanarak size doğru gelirse kucaklayıp öpün. Eğer gelmezse yüzüstüne ve tekrar sırt üstüne çevirerek “Yuvarlan,” deyin. Emekleme ve sürünmeye destek için bebeğinizi yere yatırın. Siz de üstünde emekleme pozisyonunda durun. Dizleriniz tam onun ayaklarına denk gelsin. Ellerinizle de onun ellerini tutarak beraber ilerleyin. Onun sol ayağını sol dizinizle ittirirken, sağ elinizle de sağ elini ileri doğru uzatın ve önünüze bir oyuncak koyup ona ulaşın. Başarıyı takiben yine öpücüklerle kutlayın. Yürüme alıştırmaları için sırtını bir yere dayayarak veya bir koltuğa kollarıyla tutunarak ayakta durmasını sağlayın. Çok kısa süre (10 saniye gibi) durmayı başardığında her gün daha uzun sürelerle ayakta tutun. Tabii yine bol bol öpücük eşliğinde.

4. Elli Faliyetler: El ile yapılan çalışmalar hem dokunsal algısını geliştirir, hem onun kolayca kendi kendine oyalanabileceği bir aktivite haline gelir. Bebeğiniz karşınızdayken parmaklarınızı tam gözlerinin hizzasına getirip birer birer göstererek sayın. Beşe geldiğinizde avcunuzu yüzüne yaklaştırarak burnuna doğru dokunun. Sayıları sayarken kısa duraklar yapın, onun heyecanla bir sonraki sayıyı beklemesine izin verin. “Tel sarar” şarkısını el bileklerinizi çevirerek söyleyin. “Buraya bir kuş konmuş”la başlayan, birer birer parmakları avuç içine kapatarak ve son kalan parmaktan sonra da kucaklayıp öpülerek bitirilen oyunu oynayın.

5. “Ben Yarattım” Oyunları: Bebekler bir şeyi kendileri yaptıklarında hem çok mutlu olurlar, hem de kendine güven duygusunu pekiştirirler. Ev içinde odaların ışıklarını açıp kapamak, iki plastik bardağı birbirine vurarak ses çıkarmak, bir şeyi yere atıp onun çıkardığı sesi ve düşüşünü izlemek, basit müzik aletleriyle gürültü yapmak bu oyunlara sayabileceğim örnekler.

Eğer bu fikirleri sevdim, daha fazlasını okumak istiyorum derseniz şu iki kitaba bakmanızı öneririm. Doğrudan bir alıntı yapmasam da bu yazıdaki düşüncelerimin bir kısmını bu iki kitaba borçluyum.

Dokunmanın Mucizesi, Jean Liedloff

Bebeğinizin Gelişimi İçin Neler Yapabilirsiniz? Dr. Neslihan Kuloğlu Türker

*Tummy time: Bebeklerin yüzüstü yatırılması ve kafalarını kaldırarak alıştırma yapması.

Bir Öykü: Mama ve Yemek

lezzet1Tabak, içindeki salçalı yoğurtlu Türkmen Mantısı’yla birlikte boca olup yere düştü ve ses mutfakta çınladı. Çocuğun kafası önünde, kaldırıp hiç kimseyle göz göze gelemiyor.

Anne, bebeğe mama yedirme telaşındaydı çocuk yemeğini dökmeden önce. Kevgire benzeyen bebek ağzına, iki damla mamanın ulaşması epey çaba gerektirir. Pirincin iyice yıkanması, güneşte çatırdayarak kuruması lazım. İyice kuruduktan sonra rondodan geçirilir ve elde edilen unla yapılır çocuğun ilk muhallebisi. Eskiden inek sütüyle hazırlanır, içine şeker de katılırken şimdi sade suyla yapılıyor ve herhangi bir tatlandırıcı eklemeden minik gurmeye servis ediliyor. Anne, bebeğin gözlerinin içine bakıyor. Sevmedi herhalde, diye düşünüyor. Gülümsüyor, bebeğin gözlerinin içi gülüyor. Çocuk “Anne,” diyor. Kadın duymuyor. Anneannesinin minik bardaklarındaki açık çaya, pötibör bisküviyi daldırıp yediğini hatırlıyor. Çocuk masanın altına doğru sokuyor kafasını, “Anne,” diyor. “Evladım önündeki yemeği yer misin çabuk.” Pötibör bisküvi çok ıslanınca kendini birden bırakıverirdi bardağın içine. Sonunda çayın dibi hamur haline gelir, kaşıkla yerdi. “Anne, bak.” “Yemeğini ye.” Üç yaşına girince yemeğe ilgisi ne kadar azaldı. Kardeşten diyorlar, ama kardeşi olmayan çocuklar da böyle. Her yemeği oyun havasına çeviremem ya. Ne yapalım, yediği kadar. “Bak sen mantı seviyorsun diye yaptı ablan, hadi yavrum ye güzelce. Tut bakalım kaşığını.” Kadın çocuğun eline kaşığı tutturup yine bebeğe dönüyor. Bebek, oyuncağı sağa sola vurup ses çıkarıyor. Anne gülümsüyor. “Aaaa, mamma, aç bakalım ağzını, afferiin.” “Anne,” diyor yine duymuyor kadın. “Anne bak tabağımı nasıl taşıyorum,” diye heyecanla sesleniyor çocuk. Kadın ona bakmadan “Yemeğini ye oğlum,” diyor. “Anne, baaak, nasıl taşıdığıma bak,” Kadın bakıyor, Amerikan servisin iki ucundan tutup tabağı havada gayet güzel taşıdığını sanan çocuk kayan tabağı fark edemiyor. Tabak önce çocuğun üstüne, oradan da yere iniyor. Şangırtıyla birden kesiliyor evin sesi. Bebek susuyor, anne çocuğun öne eğilmiş kafasına bakıyor, abla yere dökülmüş mantıya dikmiş gözünü. Çocuk biri bir şey söylese, diye bekliyor.

Aynı Odada Uyumak

aynı yataktaBu hafta gündemimiz Sava’yı abisinin odasına taşımaktı. Sava uykusu çok derin olmayan bir bebek. Bu yüzden bizim odada sıkça uyanıyordu biz girip çıktıkça. Eninde sonunda iki kardeşi aynı odada yatıracağım için bu süreci biran önce başlatmak istedim. Kafamda iki kardeş aynı odada uyumalı mı sorusu hiç oluşmadı, o yüzden bu konuyu araştırmadım. Bana göre aynı odada uyumak ikisi için de yararlı bir paylaşım. Araştırmalarım daha çok bu süreci doğru planlayabilmek adınaydı. İşte bulduklarım;

“Öncelikle büyük çocuğun kardeşiyle ilişkisi gözlenmeli. Saldırgan davranışlar sergiliyorsa aynı odada yatırma fikri bir süre ertelenebilir.” Tuna kardeşine karşı saldırganlık göstermiyor.

“Bebek geceleri daha uzun uyumaya başladığında büyük çocuğun odasına taşınmalı.” Buradaki esas sebep çocukların birbirinin uykusunu bölmemesi. Tuna’nın uykusu ağır olduğundan gece boyunca iki kere uyanan Sava’nın sorun yaratmayacağını düşündüm.

“Büyük çocuk, bebeğin anne ve babanın bakımına ihtiyaç duyduğunu bilmeli. Bir durum olduğunda size haber vermesi gerektiğini anlamalı ve bu durumu uygulamaya geçirebilmeli.” Tuna’ya bunu sıkça öğütlüyorum. O da ‘Sava’nı emziği düşmüş’, ‘Sava uyanmış’ gibi cümlelerle herhangi bir müdahalede bulunmadan bana haber verdiği için bu maddeyi de geçiyoruz.

“İkisini yalnız bırakıp aralarındaki iletişime bakmalı, büyük olanın kardeşiyle yalnızken neler yaptığı gizlice kontrol edilmeli.” Tuna Sava’yla yalnız kaldığında genelde onunla ilgilenmiyor. Eğer ortamda biz varsak ilgisi Sava’ya kayıyor. Yine de aynı odayı paylaşmaya başladıkları ilk günlerde gözler sürekli üstlerinde olmalı.

“Uykusu ağır olan önce yatırılırsa aynı saatte uyutmak zorunlullulğu ve zorluğu ortadan kalkabilir.” Bizde bu durum biraz farklı işleyecek gibi görünüyor. Sava hem daha erken uyuyor, hem de uykusu daha hafif. Tuna’yı da Sava’yla aynı saatte yatırabilirim, ama Tuna’nın öğle uykularını bırakması gerekebilir bu durumda. Henüz bu kararı veremiyorum, ilerleyen günlere bakacağız.

“Aynı oda içinde çocukların ikisine de ayrı alanlar yaratmak gerekir. Özellikle de büyük çocuğun bu değişikliğe uyum sağlaması için.” Bu maddeyi şöyle örneklemişler, iki ayrı yatak, iki ayrı dolap gibi. Şimdilik bizde durum böyle. Ama Sava büyüdüğünde ayrı oyun alanları yaratmak faydalı olabilir.

“Öğle uykuları için farklı bir düzenleme yapmak gerekebilir.” Ben Sava’nın gündüz uykularını zaten evin en sessiz olan odasında olacak şekilde ayarlıyorum. Bu bazen yatak odası, misafir odası, salon olabiliyor. Tuna ise öğle uykusunu kendi yatağında alıyor. Bu düzende bir değişiklik yapmak gerekmeyecek. Ama ikisi de aynı anda ve aynı odada öğle uykusuna geçseler, tadından yenmezdi tabii.

“Beyaz gürültü (White noise) denilen sesler gece uykusuna aynı odada yatacak kardeşler için faydalı olabilir, böylece çıkardıkları sesler yüzünden birbirlerini uyandırma olasılığı düşer.” Ben Tuna’yı iki yaşından beri okyanus dalgası sesiyle uyutuyordum. Sava buna henüz alışmamıştı. Yeni düzenlemeyle onun hayatına da girdi okyanus sesleri. Umarım o da sever.

An itibariyle iki gecedir aynı odada uyuyorlar. İlk gece Sava iki kere uyandı. Tuna bunların hiçbirini duymadı. Tuna sabah uyandığında Sava bizim yanımızdaydı, başbaşa kalmadılar. Bundan sonraki geceler nasıl geçecek bilmiyorum, ama ben beş aydan sonra uyumadan önce yatağımda kitap okuyabildiğim için çok mutluyum.

Ek Gıda-2

Ek gıdaya ilk geçiş döneminde memenin hiçbir yere gitmediğini, istediği zaman onu emebileceğini, bu gıdaların sadece eğlencesine, değişik tatlar keşfetmesine yaradığını anlayabilmesi için yemeklerden önce de sonra da emzirdim. Elbette hemen önce emzirmedim, arada bir süre geçti ama yine de yemeğe otururken çok aç olmamasına dikkat ettim. Amaç karnını doyurmak değil çünkü. Eğleniyoruz birlikte. Önce kaşığa alışacak, yemeklerin tadına bakacak, sonra karnını doyurmak için yemek yemeye başlayacak. Ama artık karnını doyurmak için yemek yemeye ihtiyaç duyduğunun sinyallerini vermeye başlamıştı ki ben de önce yemek yedirip, isterse emzirmeye başladım. Ayrıca yemediği şeyleri de çeşitlendirerek seveceği bir hale getirmeye çabaladım. Mesela muhallebiyi pek de beğenmediğini farkedince içine muz ekledim, bayılarak yedi. Yakında tariflerimi de yayınlayacağım, ama önce kafamı iyice bir toparlamam lazım.

Doktor Kontrolü 6.Ay

İşte 6. aydaki doktor kontrolümüzden minik notlar:
Yoğurt’a başlayalım mı? 15 gün sonra
Boğazı hala kırmızı mı? Evet, reflüden oluyor.
Tencere yemeklerinden denetmeli miyiz? 9. ayda başlayalım, daha erken.
Diş ??? Çok yakında çıkacak
Ek gıdaya geçtik, hala demir vermeye devam edecek miyiz? Evet
Kahvaltıya ne zaman geçelim? 7. ayda
Pipisiyle oynuyor? Merak etmeyin, kendine zarar vermez.
Bezsiz bebek??? Zorlamayın, erken tuvalet eğitimi daha sonra yeniden altına kaçırmalara sebep olabiliyor.

Ek Gıda-1

Ek gıda en zorlandığım dönemlerden biri oldu. Yedi-yemedi’den çok şu yasak, bu yasak, yanlış yaparsan allerji olur, dokunur, gaz olur, hızlı gitme, 3 günde 1 yeni bir şeyler dene, dokunursa bir süre verme gibi kurallar beni benden aldı. Ne güzelmiş emzirmek. Bu geçiş döneminde doktorumuzun önerilerini dikkate aldım ama neredeyse bir master tezi araştırması kadar da literatür taradım diyebilirim. Ne öğrendim? Sakin olmam gerektiğini. Nasılsa emziriyorum, aceleye gerek yok. 

Önce pirinçle başlayalım dedi doktorumuz. Hem de tok tutması açısından gece uykularına da yardımcı olur dedi. Pirinç unuyla muhallebi veya Hipp pirinçli kaşık mamasıyla verdim pirinci. Muhallebiyi suyla yapıp ılıyınca anne sütü ekliyoruz. Anne sütünü 40 derecenin üstünde ısıtmamaya özen gösteriyoruz, bozulmasın içindeki kıymetli proteinler diye. Hipp kaşık maması da anne sütüyle hazırlanıyor zaten. Ama her ikisinde de anne sütü işin içine girince kıvamı bozuluyor, çok sulu oluyor. Sulanması benim de Tuna’nın da hoşuna gitmedi, biz de suyla hazırladık, üstüne bir güzel emzirdik, oldu. Ama eğer sulu olanın tadını beğenmeseydi anne sütü ile hazırlamam şart olacaktı. Sonra yavaştan sebzelere geçtik. Arkasından meyvelere. Bütün bu süreçte en önemli şey bebeğin sindirim sistemini takip etmek. Eğer sorun oluyor gibiyse birkaç adım geri atıp yavaşça ilerlemek gerek. Artık mis kokulu süt kakalarına da veda ediyoruz. End of an era…