Eylül Ayının En’leri

En Sevdiğimiz Müzik

Tuna: Artık o bir okullu 🙂 Bu yüzden farklı şarkılar dinliyor ve ezberliyor Tuna. Balonlarla ilgili bir şarkı sanırım favorisi.

Yazar Anne: Bu aslında Tuna’yla beraber dinlediğimiz bir şarkı. Rubab müzik aletinin ne olduğunu araştırırken en çok bu şarkıyı sevdik. Sava da alkışlayarak çok beğendiğini ifade ediyor sanırım. Bakalım siz beğenecek misiniz?

En Elimizden Düşüremediğimiz Kitap

Tuna: Canını En Çok Ne Yakar? Aslında yaş grubu biraz daha büyük bu kitabın. Altı yaş üstü. Fakat Tuna çok keyif alıyor bu kitabı okurken. Aslında ben de Ka..Ka.. kısımlarını çok eğlenerek okuyorum. Çizimler hayal gücümüzün de ötesinde. Bu ay beş kere okuduk sanırım bu kitabı.

canini-en-cok-ne-yakar-kapak

Sava: Adım Adım Gelişim Setleri. Sonunda Sava’nın dikkatini birazcık olsun çekebilecek kitabı bulduk. Tuna’yla 3 yaşına kadar takip ettik bu seti. Ben de Sava için saklıyordum. İlk kitap 18. Ay içinmiş, ama yine de ilgisini çekti.

tan%C4%B1t%C4%B1myaz%C4%B1s%C4%B1resim3

Yazar Anne: Etgar Keret- Yedi Güzel Yıl. Yazarı, Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şöförü kitabıyla tanıdım. Sonra hatta imza gününe gidip öykülerinden biriyle ilgili çok hoş bir konuşma yaptık. Yeni kitabı çıkar çıkmaz almıştım, ama ancak elime alabildim ve bırakabilene aşkolsun. Bu kitapta kısa öykülerle kendi hayatını anlatan yazarı daha da çok sevmeye başlıyorum. Hele ki baba olarak dile getirdikleri…

“…karşımda henüz dört buçuk kilo bile gelmeyen bir adam var – fakat öfkeli, bıkkın, gergin ve dingin, gezegendeki bütün diğer adamlar gibi.” Etgar Keret

tumblr_inline_mvp3ampoHP1sqvbuc

En Çok Oynanan Oyuncak

Tune ve Sava: Lego. Sava artık lego parçalarını birleştirebiliyor ve abisinin yaptıklarını da bozmuyor. Yaşasın..:)

Lego Sava

En Sık Giyilen Kıyafet

Bu ayın en sık değil ama en sevdiğimiz kıyafeti minik takım elbiseler oldu. Tuna takımını kendi seçti. Sonrası ise harika bir düğün.

Düğün

En Çok Duyduğumuz Cümle

Tuna: “Kafamdaki fotoğraf makinasına çektim.” Bunu sadece bir kere duyduk, ama yetti diyebilirim. Bütün ay bunu konuştuk. Bebekliğinden hatırladığı bir anı anlatırken kullandı bu cümleyi.

Sava: Al/Ver

Yazar Anne: En hızlı araba toplayan kim acaba, ben miyim?

En Sevdiğimiz Film

Tuna: Mickey Mouse izledi Tuna, yine eskiler..

Yazar Anne: Yes Man. Bu filmi terapi niyetine izlediğim doğrudur. 🙂

yesman

En Lezzetli Yemek

Pasta. Çilekli. Birazcık da uğur böcekli.

Pasta Tuna

 

En Keyifli Gezinti

Düğün. Sava da Tuna da çok eğlendiler. Açık hava düğünü olunca da, yine dokuzda uyudular desem. Dedelerinin rolü büyük tabii uykuya geçiş kısmında.

Reklamlar

Nisan Ayının En’leri

Bu ay yoğun geçti. Yeni albüm sevinci bir yana, düğünlü nişanlı bir ay oldu. Çocukların düzeni de bu koşturmacadan nasibini aldı tabii. Tuna öğle uykularını bırakır gibi oldu, Sava da abisine özenip gündüz uyumamayı denemeye çalıştı, uyumayan çocuklar her şeye ağlar oldular. Çok fazla gürültü oldu. İşte bu gürültülü günlerden bize kalanlar.

En Sevdiğimiz Müzik

Bu bölüme bu şarkıyı ne zaman koyacağımı son iki aydır merak ediyordum. Çünkü albüm çıkar çıkmaz aralıksız bunu dinleyecektik. Orası belli 🙂

İşte maNga ve Fazla Aşkı Olan Var Mı?

Fazla Aşkı Olan Var Mı?

En Elimizden Düşüremediğimiz Kitap

Tuna: Berenstain Ayıları – Anne’nin Yeni İşi. Tuna bu kitabı her istediğinde ben mutlu oluyorum. Hayalini kurduğum işleri yapabilme inancımı artırıyor. Buradaki anne ayı birgün sevdiği işi yaparak para kazanabilme imkanıyla karşılaşır. Evdekilerin çok hoşuna gitmez bu durum. Baba, erkek kardeş ve kız kardeş, anne işe gittiğinde hayatlarının eskisi gibi olmayacağından endişe ederler. Evet, eskisi gibi olmayacaktır. Ama annenin mutluluğunu görmek buna değecektir. Bazı projelerle uğraştığım bu dönemde Tuna’nın sıkça bu kitabı seçmesini bana yollanan bir mesaj olarak algılıyorum.

phpThumb_generated_thumbnail

Sava: Eline bu küçük kitaplardan birini alıyor ve başlıyor odadan odaya yürümeye. Sanki “Cümle alem duysun, ben kitap okuyacağım,” der gibi. Bir de havaya kaldırıp sallıyor. “Yazıyooooorrr, yazıyooooorrr…” Bence siz mesajı aldınız. Bu çocuk artık kitap okumak için bile oturmuyor.

kucuk-kitaplar-sozcukler-1-3-yas-onkapak

 Yazar Anne: Öykülere devam. Melisa Kesmez hem diliyle hem bana çok yakın gelen olay örgüleriyle çabucak etkisi altına aldı.

140107_melisa_kesmez450.widec

En Çok Oynanan Oyuncak

Bu ay en çok Lego oynadı çocuklar. Sava erken tanışmış oldu abisi sebebiyle. O daha çok iki büyük parçayı eline alıp birbirine vurarak evin içinde gezmeyi tercih etse de Tuna artık yeni tasarımlarıyla kendini oldukça geliştirdi. En son kocaman bir kamyon yaptı. Neredeyse bütün lego parçalarını kullanarak.

Lego tır

En Sık Giyilen Kıyafet

Dediğim gibi bu ayı düğünlerde nişanlarda geçirdik. Çocuklara takım elbise giydirilmesine karşı olsam da bir sefer denetince kendimi alamadım. En rahat olanlarını seçmeye çalıştım. Güzel görünmeleri uğruna sıkıntılı olmasınlar dedim.

Takım elbise

En Çok Duyduğumuz Cümle

Tuna: Bana bakın

Sava: İki

Yazar Anne: Birazdan geliyorum.

En Sevdiğimiz Film

Bu ay çok beğendiğim bir film olmadı. Şanssızlık diyorum ve lezzetli bir filme olan açlığımı en yakında doyurmayı diliyorum.

Tuna: Bu ay canı fena halde Miki Fare çekti Tuna’nın. Başka alternatif önerilerime hep olumsuz yanıt verdi. Her seferinde Miki Fareeee…

Mickey-Mouse-3D-HD

En Lezzetli Yemek

Tuna: Makarna. Neyse ki Barilla’nın sebzeli makarnaları var.

picolini

Sava: Köfte. Eline alıyor bir koca köfteyi ve tam bir “baby led weaning” örneği sergileyerek ımmlaya mımmlaya yiyor. Bize de keyifle izlemesi kalıyor.

Yazar Anne: Kaşarlı Mantar

En Keyifli Gezinti

Geçen hafta İyi Cüceler Kitabevi’ne gittik. Hem Tuna için güzel bir etkinlik vardı, hem de alacak kitaplarımız. Öğle yemeğimizi kitapçının tam karşısındaki ev yemekleri de bulunan köftecide yedikten sonra mutlu mesut döndük evimize.

Tuna’nın Oyuncakları

Tuna hep oyuncağa doyan bir çocuk oldu doğduğundan beri. Gerek gelen hediyeler, gerekse bizim kendimizi tutamayıp aldıklarımızla evde en az on çocuk büyütecek kadar çok oyuncak var. Fakat bunların çoğunluğu kalabalık yapmaktan başka bir işe yaramıyor. Ben de  artık oyuncak seçerken çoğunlukla eğlenceli ve bizi uzun süre oyalayabilecek olanlarını seçiyorum. Ama bazen düşündüğüm gibi olmuyor, çok güzel oynarız diye aldığım oyuncak Tuna’nın hiç ilgisini çekmeyebiliyor. Bu yüzden son zamanlarda bolca oyuncakçı geziyoruz. Bütün oyuncaklara bakıp beraber inceliyoruz. Çoğu zaman hiçbir şey almadan çıkıyoruz ve oyuncak günü olarak belirlediğimiz günde tekrar gidip karar verdiğimizi alıyoruz. Bu yöntemle daha faydalı oyuncaklar alabildik. Tuna da biraz sabırlı olmayı öğrendi diyebilirim. Ama şunu söylemem lazım, Tuna hiçbir zaman oyuncak için tutturan, ağlayan bir çocuk olmadı (birkaç uyku öncesi kriz anı dışında), bu yüzden her çocuk üzerinde denemeyin bu yöntemi, diye uyarmak isterim. Boşuna gerginliğe sebep olmak istemem. Oyuncakları daha etkin kullanmanın bir yolu ise onları saklamak ve üzerinden birkaç hafta (duruma göre değişir) geçtikten sonra ortaya çıkarmak. Yeniymiş gibi oynuyoruz bir heves. İşte üç yaşından beri Tuna’nın en çok oynadığı ve eğlendiği oyuncaklar:

1. Lego:

7346cTuna’nın hem kendi başına, hem de bizimle en uzun süre oynadığı oyuncağı legoları. Büyük parçalı olanlarla başladık, şimdi çok küçük parçalara kadar geldik. Özellikle ev ya da araba yapacaksa kitapçığındaki talimatları takip ederek kendisi yapabiliyor. Bu sırada sayılarla ilgili algısını çalıştırıyor, renkleri pekiştiriyor, motor becerilerini geliştiriyor. Role playing oyunları için de ideal bu legolar. İtfaiye, ambulans, polis ve uçak, araba, ev gibi uzun süre oynanabilen modellerini öneririm.

2. Sök-Tak Oyuncaklar:

a8950_SUN-WNR-K.BLD.HAVA-ALANI-SETi-40PRc.2AST.12CM

Biz bunun şimdilik sadece uçak olanını aldık. Setin başka oyuncakları da var. Uçağın kanatları, tekerlekleri demonte ve setin içinden çıkan tornavidası ile çocuk kendisi monte ediyor. Diğer küçük parçaların da bir kısmı demonte. Tuna hepsini bir güzel vidalıyor. Sonra sıra oynamaya geliyor. Hostese bavulumuzu teslim ediyoruz, bavul önce tartılıyor, sonra uçağa taşınıyor. Yolcular yerleşince uçak havalanıyor. Bunu tekrar, tekrar ve tekrar yapıyoruz hiç sıkılmadan.

3. Oyun Hamuru:

animals

Pastacılık setleriyle çok eğlensek de aslında karakter yapıp onları konuşturma şeklinde daha çok oynuyoruz. Tuna ister kitaptaki bir karakteri, isterse hayali birini kendisi yaratıp canlandırabiliyor. Hamur oynarken ben de çok eğleniyorum ve başından kalkmamız epey uzun sürüyor.

4. Arabalar:

hotwheels

Elbette erkek çocuğunun vazgeçilmez oyuncağı arabalar. Arabaları bazen yollar yapıp orada, bazen garajlı bir oyun yapıp sıraya dizerek, bazen birbirleriyle konuşturarak, bazen de yarıştırarak oynuyoruz. Geçenlerde bir oyun daha keşfettik, arabalar koltuğun üzerine yanyana dizilir, her oyuncu bir tane araba seçer ve o arabayla sıradaki arabalara vurup koltuktan aşağı düşürmeye çalışır. Eğer kendi araban da yere düşmezse, yere düşürdüğün bütün arabalar senindir. Kim kazanmış kısmını da alınan arabaları yan yana dizerek beraber sayıyoruz, her eğlencenin içine mutlaka bir “anne unsuru” eklemiş oluyoruz böylece. Favori markamız Hot Wheels. Öyle çılgın modeller var ki oyuncakçı gezerken mutlaka bir hot wheels sepetine bakıyorum.

5. Dokulu Resimler:

ayva kız

Bu aslında geçenlerde denemeye başladığımız ve çok keyifli bulduğum bir oyun. Resim yapmaya bu sıralar epey merak salan Tuna’yı daha da heyecanlandıran bir aktivite. Özellikle meyve saaatinde soyduğumuz meyve kabuklarından çeşit çeşit şeyler yapılabilir. Biz en son bu ayva saçlı kızı yaptık. Bu örnek çeşitlendirilebilir. Bana bu konuda ilham veren fikir Javier Perez‘den geliyor.

Şimdilik bu listeye burada son verelim, ama devamı gelecek diyelim.

Bütün bebişlere, küçük beylere ve prenseslere, annelere ve babalara bol oyunlu ve eğlenceli bir yıl dilerim.

Aktiviteye Dönüşen Çocuk Kitapları-Pezzettino

Pezzettino-1Bu haftayı oldukça yoğun geçirdik. Zaten var olan ingilizce ve jimnastik derslerine, birkaç ziyaret ve buluşmayı da ekleyince çocuklarla evde kalıp beraber oyun oynayabilmek pek mümkün olmadı. Ne yapsam, diye düşünürken Tuna elinde Pezzettino kitabıyla geldi. “Hadi okuyayım.” O anda bu okumayı bir oyuna dönüştürebileceğim geldi aklıma. Önce size baş kahramanımız, Pezzettino’yu anlatayım.

Bu sene kitap fuarında tanıştık Pezzettino’yla. İtalyanca “parçacık”mış adının anlamı. Kendisi küçük bir parçaymış gibi görünüyor. Özellikle de kendinden büyük ve birçok renkli parçadan oluşan diğer karakterlerle karşılaştıkça. Hepsine de aynı soruyu soruyor. “Ben sizin parçanız mıyım?” Onlar da sırayla bir parçam eksik olsa koşabilir miydim, uçabilir miydim gibi cevaplar veriyorlar Pezzettino’ya. Oysa çok emin, mutlaka bir şeyin parçası olmalı. Arayış devam ederken Bilge’ye gidip soruyor. Bilge de yanıtı Pat Adası’nda aramasını öğütlüyor. Pat Adası Pezzettino’ya bir şeyin parçası olmadığını, kendinin de parçalardan oluşan bir bütün olduğunu gösteriyor. Pezzettino tamamlanmak için kendinden başka hiçbir şeye ihtiyacı olmadığının mutluluğuyla devam ediyor yoluna.

Böylesi derin bir arayış öyküsünün çocuk kitabında karşıma çıkması beni hem şaşırttı hem de çok heyecanlandırdı. Küçücük bedenleriyle kocaman hayatı anlamaya ve kendi yollarını bulmaya çalışan çocuklarımızın çok keyif alacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Özellikle ders vermeyen, onların gözünden bakan anlatımıyla.

Pezzettino-2Kitabın çizimleri çok basit ve ilham verici olduğundan hemen bir Pezzettino yaratmak istedim. Bunun için parçalara ihtiyaç vardı. Kağıt, karton ya da boyamayla yapabileceğimiz bu oyunu az zamanımız olduğundan kısa yoldan, legolarla çözdük. Aynı renk parçalardan oluşan bir Pezzettino yaptık önce. Sonra da kendimize Koşan karakterini seçtik ve kitaptaki renklere uymaya çalışarak, yani bir yandan renk çalışması da yaparak, uzun bacaklı bir Koşan yaptık. Geriye bunlarla oynamak, kitaptaki öyküyü canlandırmak kaldı. Tuna konuşmaları çoktan ezberlemişti zaten. Oyundan ne kadar çok keyif aldığını legoları toplarken “Anne bunlayı topyamayayım, yayın yine oynayız,” demesinden anladım.

Kitapla ilgili biraz araştırma yapınca karşıma birçok aktivite çıktı. Özellikle kağıtları kesip rengarenk kare parçalarla çocukların kitaptakinden farklı karakterler yaratmaları ve bunların üzerinden kendi hikayelerini yazmaları yakın zamanda deneyeceğim bir aktivite oldu. Siz de bu kitapla bir çok oyun oynayabilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz.

Kitap: Pezzettino

Yazan ve Çizen: Leo Lionni

Çeviren: Kemal Atakay

Yayınevi: Elma Yayınevi