Gergedanlar Krep Yer Mi?

Tuna yaklaşık bir senedir geceleri odasına bir zürafanın geldiğini ve onu korkuttuğunu anlatıyor. Biz de serinkanlılıkla buna çözümler üretmeye çalışıyoruz. Kapının önüne “Zürafalar Giremez” yazıyoruz, zürafa kovan oda spreyimizi sıkıp öyle yatıyoruz, zürafaların çok korktuğu bir korkuluk yapıyoruz ve bir şekilde onu ve korkularını ciddiye aldığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Bu yöntemlerin hepsi de işe yarıyor, fakat yine de zürafa gelebilir düşüncesinden koparamıyoruz Tuna’yı. İşte tam da böyle bir zamanda karşılaştığımız Gergedanlar Krep Yemez kitabı, sorunumuza kesin çözümü her iki taraf için de getirmiş oldu. 

1334240446_gergedan_kapak

Gergedanlar krep yer mi? Köpekler bale yapar mı? Martılar şarkı söyler mi? Penguenler üşür mü? Tırtıllar sinemaya gider mi? Salyangozlar İngilizce konuşur mu? Yetişkinler için yanıtı hep “Hayır!” olan bu soruların çocuk zihninde binlerce cevabı vardır. “Hiç olur mu öyle bir şey?” demeyi düşündüğümüz anda kendimizi durdurup çocuk zihnine girmemiz gerek. “Neden olmasın?” dediğimiz zaman ise işte onların dünyasına yumuşak bir iniş yapmış ve artık dinlemeye başlamışız demektir.

Gergedanlar Krep Yemez, ebeveynler ile çocuklar arasındaki iletişime dikkat çeken, aynı zamanda çocukların hayal gücünün zenginliğini vurgulayan bir kitap. Anne babası tarafından söyledikleri dinlenmeyen Begüm’ün hikayesini anlatıyor. Begüm ilk olarak mutfakta karşılaştığı gergedanla belki de bu yüzden yakın bir arkadaşlık kuruyor. Beraber oyun oynuyor, pizza yapıyor ve hatta dertleşiyorlar. Kitap boyunca hiç sesini duymadığımız mor gergedanımızın Begüm’ün hayali arkadaşı olduğu gerçeği kitapta anne tarafından da dile getiriliyor. Fakat bu yaklaşım Begüm’ün zihninde yine ilgisizlik olarak algılanıyor. Sonunda çocuklarına ulaşmanın onun gibi düşünmek olduğunu kavrayan ebeveynler, gergedanla tanışıyorlar. Bu sevimli, büyük, mor ve krep seven ziyaretçiyi, çoook uzaklara giden bir uçağa bindirip evine gönderiyorlar. Begüm, ailesi onu dinlediği için mutlu. Kitabın sonunda kapıda bekleyen pembe kutup ayısıysa Begüm’ün anne babasından beklediği ilginin daimi olacağının simgesi.

Keyifli bir okumayı çizimleriyle de garantileyen kitabın yaratıcıları Anna Kemp ve Sara Ogilvie. Türkçe çevirisi ise Gülbin Baltacıoğlu tarafından yapılmış ve Pearson Türkiye tarafından basılmış.

Reklamlar

Kim Korkar Masallardan?

IMG_4960[1]Devir değişiyor. Toplumlar, kültürler gibi masallar da bu değişikliklere göre şekilleniyor. Bazı şeylerse aynı kalıyor. Korku gibi. Bu duygu hep varlığını devam ettirecek belki ama korkuyu ele alış şeklimiz ve korktuğumuz şeyler de devirle birlikte değişecek şüphesiz. Ben de Kırmızı Başlıklı Kız masalının evrimi üzerinden çocuğa ve çocuk kitaplarına yaklaşımımızdan bahsedeceğim.

Kırmızı Başlıklı Kız masalı, klasik anlatımda annesinin sözünden çıkan bir kız çocuğunun başına gelenleri anlatır. Masalın tamamı belli bir korkuyu ele alır. Erkek egemen bir yapısı vardır. Kurt erkeksi bir öğedir. Sonunda Kırmızı Başlıklı Kız’ı Kurt’un karnından çıkaran da bir erkek olan Avcı’dır. Oysa masalın çok eski versiyonlarında Kurt yerine Kurtadam varken, sonunda kızı kurtaran da hem kendi çabası, hem de nehiri geçip kaçmasına yardım eden kadınlardır. Dedim ya değişen korkular ve algılar.

Babaannem hala bizi tembihler, “Tanımadığınız birileriyle konuşmayın, etraf kötü oldu iyice.” Ben henüz sokağa tek başına çıkamayan çocuklarım olduğundan belki biraz erken konuşuyorum, ama böyle bir korkuyla yetiştirmek istemiyorum onları. Bu sebeple Kırmızı Başlıklı Kız masalını hiç anlatmadım Tuna’ya. “Nasılsa biryerlerden duyacak, acaba anlatsam mı?” diye düşündüğüm zaman bile dilim varmadı Kırmızı Başlıklı Kız’ın Kurt tarafından yendiğini söylemeye. Tuna masalara tırmanıp koltukların tepesine çıktığında, “Düşüp kafanı yaracaksın, in ordan,” da diyememiştim.

Kim Korkar Kırmızı Başlıklı Kız’dan? kitabını işte bu yüzden çok seviyorum. Okumayanlar varsa Kurt’un gözünden anlatılan bir Kırmızı Başlıklı Kız masalı diyebilirim. Ama bu kadarla kalmayıp bir sürü alt metin barındırır gerek hikayede, gerekse çizimlerinde. İlk sayfasında Yavru Kurt ile Anne Kurt’u evlerinin pencerelerinden ormana bakarken görürüz. Yavru Kurt ormana gitmek ister, ama tek başına. Çünkü bu yavru tek başına bir şeyler başarabileceğini göstermek ister annesine. Her anne gibi Anne Kurt da endişelidir. Yavrusunun yıllardır anlatılan Kırmızı Başlıklı Kız masalının içinde kaybolup gitmesinden, avcı tarafından karnının yarılmasından korkmaktadır. Bu endişesini gizleyerek birkaç soru sorar yavrusuna. Eğer cevaplayabilirse, tek başına ormana gitmeye hak kazanacaktır. Bu sorularla birlikte çizimlerde kurt ailesinin evini gezeriz ve bir günlerini nasıl geçirdiklerine tanık oluruz. Önce oturma odasında kitap okurlar, resim yaparlar, anne mutfakta yemek hazırlar, beraber yemek  yerler, sonra biraz yazı yazıp resim yaparlar yine. Diğer detayları okurken siz keşfedin çocuğunuzla birlikte.

Kısacası, masalın bu yeni ve espirili versiyonunda meraklı Yavru Kurt, özgürce merakını giderebilir, kendi başına bir şeyler başarmanın güvenini duyar. Ama karşısına çıkabilecek tehlikelere karşı hazırlıklıdır. Önlemlerini alır ve annesini buna ikna eder. Çocukla iletişimin önemini böyle güzel bir yoldan vurgular bu kitap.  Sadece çocuklara hitap etmez, ebeveynlere de yol gösterir böylece.

Kitabın yazarı Sara Şahinkanat ve çizeri Ayşe İnan Alican’a bu eseri çocuk edebiyatına kazandırdıkları için çok teşekkür ederim.