İstanbul’un Ortasında Bir Saatliğine Kör Olmak

Yakın çevremdekiler iyi bilir, geçtiğimiz ay Karanlıkta Diyalog sergisine katıldım. Hem de tek başıma. Beni çok etkileyen ve sıkça anlattığım bu deneyimi sizlerle paylaşmak, hatta belki birkaçınızın etkinliğe katılmasını sağlamak niyetindeyim.

slide1

Konuyla ilgili web sitesi şudur: www.dialogistanbul.com

Gayrettepe Metrosuna kurulmuş bir mini İstanbul var. Fakat bu şehir zifiri karanlık. “Gözümüz alışır, azıcık bile ışık yok mu?” diyenlere tekrar söylüyorum, zifiri karanlık. Hiçbir şey görmüyorsunuz. İçeriye 6 kişilik bir grupla girdim. Loş labirentte karanlığa doğru tek sıra halinde ilerledik ve karanlığın kapısında görme engelli rehberimiz karşıladı bizi. Elimizde bastonlar, çoğunlukla birbirimize çarparak şehirde tur atmaya başladık. Önce köprüden geçtik, caddede yürüdük, manava gittik, bankamatiğe uğradık, karşıdan karşıya geçtik, tramvay bekledik, gelince bindik, rehberimizin evine gidip film izledik, yani dinledik, körler alfabesini tanıdık, sonunda cafeye gidip kahve sipariş ettik, parasını ödedik, içtik ve sohbet ettik.

Bütün bu anları yaşarken kendimi çok meraklı hissettim. Etrafımda ne vardı, hangi objelere dokunuyordum, neredeydim, sürekli araştırıyor, elimi bir bebek gibi çevremi tanımak için kullanıyordum. Her dokunduğum şey zihnimde görsel bir karşılığa dönüşüyor olduğundan çıktıktan sonra birilerine anlatırken sanki görmüşüm gibi anlattım. Yolun kenarına park etmiş o arabanın rengi bile vardı belleğimde.

slide2

Ben bir saatlik tura katıldım, bir buçuk saatlik olan turda vapura da binebiliyormuşsunuz. Girmeden önce bir saatin oldukça uzun bir süre olduğunu düşünüyordum, kahvelerimizi yudumladığımız son aşamada zamanın ne kadar çabuk geçtiğini, belki bir saat daha olsa, hayır demeyeceğimi düşündüm.

Tamamen bana özel, ama sizlerin girdiğinizde benzer şeyler yaşayacağınızı düşündüğüm anlar ise kısaca şöyleydi.

– Dokunduğum her şey, görerek dokunduklarımdan çok daha farklıydı.

– Yerde bulduğum küçük bir cam parçasının mavi olduğundan emindim, yine de denemek için o parçayı cebime koydum ve dışarı çıktığımda şeffaf olduğunu gördüm.

– Kör bir insanın dünyasının karanlık olmadığını fark ettim.

– Görme engellilerin birçok iş yapabileceğini, sosyal hayattan ve iş hayatından uzak kalmamaları gerektiğini anladım.

– Görme dışındaki diğer duyularımızla ilgili farkındalığım arttı.

– Birisiyle sohbet ederken saçına, kıyafetine, makyajına bakmadan sadece onu dinleyebilmenin özgürlüğünü hissettim.

Aradan bir ay geçti ve hala bu deneyimin etkisi sürüyor. Artık çocuklar uyuduktan sonra onların odasına girip bir şey almam gerektiğinde herhangi bir aydınlatma kullanmadan çok rahat aradığımı bulabiliyorum. Bazen bütün ışıkları kapatıp müzik dinliyorum. Kafam karıştığında ve hemen bir karar vermem gerektiğinde sakince gözlerimi kapatıp diğer duyularımın bana yön vermesini bekliyorum.

Sadece görme engellileri anlamak adına değil, kendinizi de farketmek adına Haziran’a kadar devam edecek bu sergiyi mutlaka gezmelisiniz. Ben daha fazlasını isterim, derseniz karanlıkta yemek, dans, eğlence sunan şu mekana gitmeyi deneyebilirsiniz.

Karanlığınızda aydınlanmanız dileğiyle, iyi haftalar…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s