Kardeşle Tanışma

barış-8603Çocuğumun kardeşi olmalı mı? Kıskançlıkla nasıl başederiz? Kardeşi olmazsa bencil bir çocuk mu olur? gibi sorulara pek takılmadan hızlıca girdi hayatımıza minik Sava. Hamileliğim en beklemediğim dönemde başladı, ama ikinci çocuğu nasılsa yapacaktık diyerek sahiplendik bu minik aceleci bebeği. Sıra Tuna’yı bu habere ve haberle birlikte hayatında oluşacak değişikliklere hazırlamaya geliyordu. Malum, toplumumuz kardeşlerin birbirini kıskanmasından zevk alırmış gibi hep önce bu konuyu hatırlatıyor ikinci bebeğini bekleyen aileye. Ben de kılıçları önceden kuşanayım dedim, oturdum bununla ilgili bir araştırma yaptım.

Hamile kaldığımı öğrendiğimde bunu Tuna’ya ne zaman söylemem gerektiğinden emin olamadım. Çocukların zaman algısı bizimkinden farklı olduğu için dokuz aylık bekleme süresi onları yıpratabilir diye okudum. Ama bu heyecan verici bilgiyi uzun süre Tuna’dan saklamak da samimiyetsiz geldi. Öğrendikten birkaç gün sonra Tuna’ya söyledim. Abi olacağını duyunca çok sevindi. “Yaşasın, bizim de bebeğimiz olacak..!” Ona bu sürecin uzunluğunu mevsimlerle anlatmaya çalıştım. “Önce kış gelecek, kar yağacak. Sonra bahar gelecek, ağaçlar yeşil olacak, çiçekler açacak. Yaz geldiğinde daha ince giyineceğiz, belki havuza gireceğiz, güneş bizi çok ısıtacak ve kardeşin o zaman gelecek.” Bir süre sonra artık o da öğrenmişti. Yeni tanıştığı birine bile anlatıyordu. “Annemin kaynında bebek vay, kay yağcak, çiçek açcak, havuza dircez ve bebek delceeekk.” Yine de zaman zaman sıkıldığı, “Hadi delsin aytık bebeğimiz,” diye feryat ettiği oluyordu.

Bebek doğduktan sonra yaşayacakları ile ilgili de hazırlık yapmak gerekiyordu. Bu süreci anlatan ve çocuğu abi ya da abla olmaya hazırlayan çok güzel çocuk kitapları var. Ama yine de annenin ağzından duyacakları çok önemli. Bebeğin doğduktan sonra hemen onunla oynayamayacağını, meme emip, uyuyup büyüdükten sonra onunla oynayacağını defalarca, ama defalarca anlattım. Sanırım o kadar abartmışım ki “Kardeş geliyormuş, beraber oynarsınız,” diyenlere hemen açıklama yapıyordu Tuna. “Hayıy, önce meme emicek, uyuyup büyüycek, sonya otuymayı öyyencek, sonya oynuycaz.”

Hastanede bebekle bizi gördüğünde, evde ilk defa biz olmadan uyuduğunda neler hissedeceğini de önceden anlatmak gerekiyordu. Bebeği karnımdan doktorun çıkaracağını söyledim. Bunun için bir süre hastanede kalmamız gerekeceğini anlattım. Dedesinin onunla birlikte evde olacağını, beraber bizi ziyaret etmeye geleceklerini duyunca çok sevindi bu işe. Dedesi Ankara’dan gelene kadar da çok sevdiği arkadaşlarından veya abilerinden birinin onun yanında olacağını söyledim. Bu konuda da anlaşmıştık.

Doğum için evden ayrıldıktan sonra Tuna dayımın oğluyla oyun oynayıp televizyon izleyerek geçirmiş akşamını. Sonra Sava’nın doğduğu haberi gelince koltuğun üstünde zıp zıp zıplamış. “Yaşasın, Sava deldii…” Videosunu çekip bize gönderdiler, keyfime keyif kattı Tuna’yı öyle görmek. Ertesi gün bizi ziyarete geldiğinde Sava’yı hemşireler bebek odasına götürmüşlerdi. Güzel bir tesadüf oldu, çünkü Tuna’yla özlem giderebildik böylece. Yatağa gelip yanıma oturdu. Tabii Sava’yı sorup durdu. Sonunda kardeşi geldiğinde minik beşiğe minik elleriyle tutunup “Hoşdeldin Sava,” dedi. Onun kardeşine dokunmasına izin verdim. İlk iletişimi kendilerinin başlatması gerekiyormuş. Sıkça yapılan, “kardeşin sana bu hediyeyi getirmiş” yaklaşımının arada yapay bir iletişim oluşturduğunu, bu yüzden önerilmediğini söylemeliyim. Dokunmak ise en güzel yol. Sonra beraber fotoğraf çektirdik. Bu sırada Tuna, Sava’yı kucağına almak istedi ve biraz sıkıştırdı. Bebek pek tepki vermezken odadakiler “Dur, yapma,” dedikleri için Tuna biraz ağladı. Neyse ki çabuk sakinleşti. Ben Sava’yı emzirirken Tuna öbür yanımda ilgiyle izliyordu. Bir ara “Ben bi tadına bakiim mi?” diye sordu. Memeden bebeğe özel bir süt geldiğini, bu sütün bebeği büyüteceğini, isterse ona süt getirebileceğimizi söyledim. Yine de merakını gideremedi bu açıklama, memeyi açıkta bulduğu bir ara dilini değdirip tadına baktı. Neyse ki odada bulunan kimse bunu görmedi, ben de hiç sesimi çıkarmadım ve Tuna bununla ilgili hiçbir tepkiyle karşılaşmadığı için merakını gidermenin rahatlığıyla tekrar etmedi bu davranışını.

Tuna’nın uyku saati geldiğinde yatakta yanıma yattı, bir ara Sava da yatakta bizimleydi. Üçümüz beraber güzel bir uyku çektik. İkinci çocuğu kucağına almanın en güzel yanı buydu belki de. Her anı iki kat daha keyifli yaşıyordum. Tuna eve giderken zorluk çıkarmadı. Zaten neredeyse bütün günü bizimle geçirmişti. Ertesi gün eve dönmek için bizi almaya yine Tuna da geldi, hepberaber girdik eve. Artık dört kişilik bir aile olmuştuk.

Ev halimiz ve kardeş kıskançlığı denen durumla ilgili önlemlerimi sonraki yazılara bırakıyorum. Çocuk büyütürken en önemli şeyin çocukla iletişim kurabilmek olduğunu düşünüyorum. Böyle olunca her şey daha kolay oluyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s