Doğum Hikayem…

14 Eylül gecesi 10.30’dan 1.30’a kadar uyudum. Tuvalete kalktım, elbette doluydu. Bekleyeyim, mutfağa gideyim derken uykum iyice açıldı ve kitap okuma, facebookta zaman geçirme gibi işlere daldım. Banyo yaptım. ( Burada ilahi bir güç var, kabul etmeliyim ) Kendime kocaman bir kaşarlı tost yaptım. 6 gibi uyudum, 9’da kalkıp doktor kontrolüne gittik. Eşimin annesi babası da gelmek istedi. Bende “nasılsa bir şey olmayacak, artık ne gerek var ki habire gitmeye” havaları çalıyordu. Hep birlikte gittik hastaneye. Bağlandık yine NST’ye. Yine sancılarım oldu ama NST’de pek şiddetli görünmüyordu. Fakat bu sefer bir farklılık vardı. Her sancı geldiğinde bebeğin kalp atışları 170’lerden 80’lere düşüyordu. Korktum. Doktorum geldi yanıma, bunun ciddi bir durum olduğunu o zaman anladım. Hiç NST odasına girmemişti çünkü. Önce “doğumu bugün başlatacağız” dedi. Sonra NST’yi biraz daha izlemek istediğini söyledi. 11’de bağlanmıştım NST’ye, 12’ye kadar kaldım. 4-5 kere sancı geldi bu arada ve her seferinde de kalp atışları düştü. Doktorum “hemen alıyorum seni sezaryene” dedi ve 5 dakika içinde kendimi ameliyathaneye giden asansörü beklerken buldum. Anneme haber vermeye bile vakit bulamayacaktım neredeyse. Bu arada eşim de doğum fotoğrafçısına ulaşmaya çalışıyordu. O asansörler o kadar geç geldi ki ben de o sırada kendimi doğuma hazırlamaya çalıştım ama nafile, her türlü heyecanlıydım. Bugün bebeğimi görebilecek miydim yani? Her şey yolunda gidecek miydi? Annem neredeydi, niye gitmişti ki? Eşim doğumhaneye girebilecek miydi? Epidural anestezi belimde ağrı yapacak mıydı? İyi ki önceden anestezi dosyası açtırmıştım, onu beklemeyecektik. Şimdi o gün gelmiş miydi gerçekten de? Doğum çantam arabadaydı neyse ki. İşte yine geldi sancı, acaba bebeğime bir zarar geliyor mu bu sancılar gelince? Neden kalp atışları düşüyor ki? Doktor kordon dolanmış olabilir dedi, acaba bir sorun mu çıkacak? Yok canım çıkmayacak. Bebeğimi göreceğim, kucağıma alacağım, hatta emzireceğim. Çok heyecanlıyım…. kafamdan geçenler…

Önce hazırlık odasında kıyafetlerimi çıkarıp hasta önlüğü giydim. Orada da biraz bekledik. Sonra ameliyathaneye aldılar beni. Tek başıma girmiştim. Soydular, temizlediler, epidural kateter takıldı, ilaç verildi ve bacaklarım yavaş yavaş yok oldu. Bu sefer belimde ağrı hissetmedim. Zaten belimi de hissetmiyordum. Boynumun altından paravanı da çektiler ve hazırdık. Özgür’le fotoğrafçı da geldi. Fotoğrafçı nasıl yetişebilmişti? En son bıraktığımda telefonuna ulaşılamıyordu halbuki.

Saat 13.03’de doğdu oğlumuz. Karnımdan çıkarır çıkarmaz yüzünü bana gösterdi doktor. 2 saniye filan gördüm, sonra ağlama sesleriyle hazırladılar meleğimi. Kısa süre sonra boynumda ve göğsümün üzerinde beyazlar içinde, tombik, bembeyaz yüzlü, tertemiz bir bebek duruyordu. Önce ağlıyordu. Elimle yüzünü okşadım, sakinleşti, gözlerini açıp bana baktı, ağzını açtı, dilini çıkardı. Gözyaşları sel oldu tabi. İlk düşündüğüm şey ne kadar temiz ve beyaz olduğuydu. Sonra da kardeşime benzediğini düşündüm. Bir süre sonra aldılar oğlumu bebek odasına götürmek için ve başladılar beni dikmeye. O bekleme anı gerçekten de zor geçti. Bir an önce oğlumu kucaklamak istiyordum. Vücudumun gerildiğini hissettim. Sonra ayılma odasına götürdüler. Orada beklerken iyice sabırsızlandım. Sonunda odaya gelmiştim. Ama oğlum daha gelmemişti odaya, beklememiz gerekti. O sırada arkadaşlarımı aradım, sonunda doğurdum diye..:)
Annemler de yola çıkmaya çalışıyorlardı. Annem doğumu kaçırmıştı 😦

Eşimin ailesi görmüştü minik balığımızı. Yüzüstü yatarken poposunu havaya dikiyormuş, emekleyecek gibi yapıyormuş.

Sonra getirdiler meleğimi odamıza. Hemen verdiler kucağıma. Başladım emzirmeye. Sanki yıllardır emziriyorum, sanki yıllardır emiyor. Böyle bir içgüdüye gerçekten de şaşılır. 1 saat bir memeyi, 1 saat diğer memeyi emdi. Ben de merakla yüzünü incelemeye çalışıyordum. İşte mutlu başlangıç…

Cumartesi gününe kadar kaldık hastanede. Bu süre boyunca ziyarete gelenler oldu. Ben sürekli emzirdim, eşim altını değiştirdi. İlk akşam eşim işi sebebiyle gitti, gece geri geldi. Annem gece geldi ve o kaldı hastanede eşimle birlikte. İlk gün yataktan çok az kalktım. Ağrım oldukça epiduralin düğmesine bastım. Ama 7 kat kesilmiş ve dikilmiş biri gibi hissetmiyordum. Düşündüğümden daha az ağrım oldu. 2. günde hemşireler yürümem gerektiğini söyledi. Ayrıca 2. günün sabahı yatakta silerek yıkadılar beni. Çok iyi geldi. Yürüyüşler yapmaya başladım. İlk kalktığımda karnım geriliyor gibi oluyor, yürümek zor geliyordu ama birkaç adımdan sonra rahatlıyordum. 2. gün epiduralin kateteri yerinden oynamış, birkaç seferdir boşuna basıyormuşum. Sonra ağrılar şiddetlenince anladık, hemen kateteri çıkarıp ağrı kesici iğne yaptılar ama biraz geç olduğu için o sırada çok ağrım oldu. Onun dışında da pek sıkıntım olmadı.

Hep durumlardan bahsettiğimin farkındayım ama hislerimi anlatmak biraz zor. Sarhoş gibiydim. İkinci gün bu kadar savunmasız ve narin bir varlığı korumanın ne kadar zor olduğunu düşünüp korktum. Ama bir yandan da onu ne kadar sevdiğimi farkediyordum. 2. gün oğlum memede uyuklarken hemşire emsin diye ayağını sıkıştırdı. Oğlum ağladı, ben de başladım ağlamaya. Bu hikaye hastanede geçen 3 güne de damgayı vurmuş oldu, her gelene anlatıldı, gülündü.

Hastanede kaldığımız süre boyunca minik balığı yanımda yatırdım. Bir yandan elim kolum çarpacak diye korkuyordum ama yine de beşiğine koymak istemiyordum. Zaten o da yanımda daha rahat uyuyordu. Daha yeni çıkmıştı zaten karnımdan. Bana yakın durmasının ona iyi geldiğini biliyordum. Bana da iyi geliyordu. Hemşireler de pek ses çıkarmadılar.

3. günde sünnet ettirdik oğlumuzu. Odaya geldiğinde uyuyordu, hiç ağlamadığını söylediler inatla ama ben emzirirken iç geçirmelerinden anladım, epey ağlamış. Daha önce yenidoğan sünneti izledim zaten. Biliyorum nasıl yapıldığını. Bebekler de bütün işlem boyunca ağlıyorlar. Ama kesilme yapılırken değil de üzerleri çıkarılırken, çıplak teni masaya değdiğinde ağlıyorlar. Bunu bildiğimden serin kanlı olmaya çalıştım.

Hastenedeyken uykularını tam olarak hatırlayamasam da (mutluluk sarhoşluğu) gece 1 kere uyandığını hatırlıyorum. 4’er saatlik 2 uzun uyku uyuyor ve herkesi şaşırtıyordu.

4.gün hastaneden çıkış işlemlerine başladık. Hala gelen misafirlerimiz vardı. Bir yandan da minik balığı hazırlıyorduk. Pusetine oturttuk, güzelce geldik eve.

Artık 3 kişilik bir aile olmuştuk. Ama ben hala sarhoş gibiydim.


Reklamlar

Doğum Hikayem…” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: 100 oldum… | yazaranne

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s